YARGITAY KARARLARI

“Yargıtay kararları; iş hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, kamu düzeni, çalışma yaşamı ve hak ihlallerine ilişkin emsal içtihatların değerlendirilmesi amacıyla derlenmektedir.”

* MOBBİNG (İşyerinde Mobbing Gerçekleşmediğini İspat Külfetinin İşverende Olduğu/İşçinin Kendisine Mobbing Uygulandığına Dair Kuşku Uyandıracak Olguları İleri Sürmesinin Yeterli Olduğu – Şüpheden Uzak Kesin Deliller Aranmayacağı)

* İŞÇİYE PSİKOLOJİK TACİZ (Davacının İşyerinde Yaşadıklarını Anlattığı Yazıda Tutarlılık Samimiyet ve İddia Edilen Hususlarla Bir Bütünlük Görüldüğü ve Bu Hususların Mobbing Teşkil Ettiği)

* MANEVİ TAZMİNAT (Mobbing Nedeniyle/Davacı İşçinin Belirttiği Hususların Mobbing Teşkil Ettiği – Tanık Beyanları Sağlık Raporları Bilirkişi Raporu Kamera Kayıtları ve Diğer Deliller Değerlendirildiğinde Mobbing İddiasının İspat Edildiği)

* İŞÇİNİN STRESLİ ÇALIŞMA ORTAMINDA BULUNMASI NEDENİYLE RAHATSIZLANMASI (Olumsuzluklar Sonunda Anksiyete Bozukluğu Çektiği – Sağlık Raporu da Dikkate Alındığında Mobbing İddiasının İspat Edildiği)

* MOBBİNG GERÇEKLEŞMEDİĞİNİN İSPAT YÜKÜ (İşçinin Kendisine İşyerinde Mobbing Uygulandığına Dair Kuşku Uyandıracak Olguları İleri Sürmesinin Yeterli Olduğu – Gerçekleşmediğinin İspat Külfetinin İşverende Olduğu)

* İŞÇİNİN UYARI İTHAM VE KIRICI ÜSLUPLARA MARUZ KALMASI (Banka Müdürü Tarafından Sorun Çıkaran Uyumsuz Sevilmeyen Kavgacı Biri Olarak Suçlandığı/Süreç İçinde Bu ve Benzeri Olumsuz Davranışların Tekrarlandığı – Mobbing)

* DİĞER İŞÇİLERDEN SOYUTLANMA (Başka Personelin Yapması Gereken İşlerin Sık Sık Davacıya Verildiği – Yaşamış Olduğu Olumsuzlukları Amirine İlettiği Halde Çözüm Bulunmadığı/Bu Hususların Mobbing Teşkil Ettiği)

* MOBBİNG NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT (Mobbing Gerçekleşmediğinin İspat Külfetinin İşverende Olduğu – Tanık Beyanları Sağlık Raporları Bilirkişi Raporu Kamera Kayıtları Diğer Deliller Değerlendirildiğinde Mobbing İddasının İspat Edildiği)

* İŞÇİNİN KİŞİLİK HAKLARINA YÖNELİK HAKSIZLIK (Mobbinging Varlığı İçin Kişilik Haklarının Ağır Şekilde İhlaline Gerek Olmadığı Kişilik Haklarına Yönelik Haksızlığın Yeterli Olduğu)

ÖZET: Davacının görev değişikliği nedeniyle mağdur olduğu düşüncesine kapıldığı ve hastalandığı, uyarı, itham ve kırıcı üsluplarla baskılara maruz kaldığı, banka müdürü tarafından sorun çıkaran, uyumsuz, sevilmeyen ve kavgacı biri olarak suçlandığı, süreç içinde davacıya yönelik bu ve benzeri olumsuz davranışların tekrarlandığı, başka personelin yapması gereken işlerin sık sık davacıya verildiği, işyerinde düzenli çalışma şeklinin olmadığı, stresli çalışma ortamında bulunmanın etkisiyle sindirim sistemi rahatsızlığı çektiği, banka şubesinin yapılan iç denetimde düşük performans gösterdiğinin belirlendiği, davacının işyeri içindeki diğer çalışanlardan soyutlandığı, son dört ay içinde yirmişer günlük sağlık raporları aldığı, şube içi elektronik posta ile yapılan yazışmalarda “densiz” denilmek suretiyle hakarete maruz kaldığı, yaşamış olduğu olumsuzlukları işyerindeki amirine ilettiği halde sorunlara çözüm getirilmediği ve kendisinde kusur bulunduğu, olumsuzluklar sonunda anksiyete bozukluğu çektiği ve sağlık sorunlarıyla uğraştığı, bir yıllık maaş artışının yalnızca 1,96 olarak öngörüldüğü; davacının işyerinde yaşadıklarını anlattığı yazıda tutarlılık, samimiyet ve iddia edilen hususlarla bir bütünlük görüldüğü, bu hususların mobbing teşkil ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mobbinging varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguların ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden davanın reddi hukuka aykırıdır.

DAVA : Davacı, manevi tazminat ve fazla çalışma alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi için de davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Baştemur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili müvekkilinin 1994-17.12.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini açılan işe iade davasının kabul edildiğini temyiz aşamasında olduğunu, günlük 12-13 saat çalışmasına rağmen fazla mesai alacaklarının ödenmediğini, işyerinde mobbinge maruz kaldığını belirterek manevi tazminat ve fazla mesai alacağının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının ücretine fazla mesainin dahil olduğunu, personelle sık sık tartıştığını, yazılı olarak iki defa uyarıldığını, çalıştığı şubede verimli olmaması nedeniyle şubesinin değiştirildiğini ve bu nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme, dosyada bulunan davacı ve davalı tanık anlatımları ile mevcut diğer delillerin birlikte değerlendirilmesinden davacıya sistematik ve sürekli psikolojik baskı uygulandığını gösterir kuvvetli deliller bulunmadığı, kişilik hakları veya sağlığının sistematik ve ağır bir saldırıya uğradığı yönünün kuşkudan uzak delillerle yeterince ortaya konulmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı işyeri çalışanlarından Ş. Ç. Ü.’nün davacıya sinirli tavırlar gösterip elinde bulunan kâğıtları ve zarfı davacının masasına ve üzerine fırlattığı, bir süre sonra sözkonusu belgeleri geri alıp sinirli tavırlar sergiledikten sonra tekrar masaya fırlattığı, davacının yere düşen belgeleri topladığı, davacının bireysel pazarlama yetkilisi olarak çalıştığı sırada cari hesaplar yetkilisi olan G. B. Ç.’in davacının yerine görevlendirildiği, davacının bu görev değişikliği nedeniyle mağdur olduğu düşüncesine kapıldığı ve hastalandığı, davacının bankacılık işlemleri konusunda kurallara uygun hareket etmek istediği, bu nedenle amirleri ile sorunlar yaşadığı, uyarı, itham ve kırıcı üsluplarla baskılara maruz kaldığı, banka müdürü tarafından sorun çıkaran, uyumsuz, sevilmeyen ve kavgacı biri olarak suçlandığı, süreç içinde davacıya yönelik bu ve benzeri olumsuz davranışların tekrarlandığı, bir başka personelin yapması gereken işlerin sık sık davacıya verildiği, banka müdürü tarafından cumartesi günleri mesai yaptırıldığı, işyerinde düzenli bir çalışma şeklinin olmadığı, davacıyla aynı pozisyonda olan diğer çalışanlara anahtar ve şifreler verildiği halde davacıya verilmediği, davacının stresli çalışma ortamında bulunmanın da etkisiyle sindirim sistemi rahatsızlığı çektiği, banka şubesinin yapılan iç denetimde düşük performans gösterdiğinin belirlendiği, davacının işyeri içindeki diğer çalışanlardan soyutlandığı, son dört ay içinde yirmişer günlük sağlık raporları aldığı, son bir yıl içinde peş peşe disiplin soruşturmaları geçirerek kendisinden savunmalar istendiği, şube içi elektronik posta ile yapılan yazışmalarda “densiz” denilmek suretiyle hakarete maruz kaldığı, yapılan yazışmalarda nezaket sınırlarının aşıldığı, davacının yaşamış olduğu olumsuzlukları işyerindeki amirine ilettiği halde sorunlara çözüm getirilmediği ve kendisinde kusur bulunduğu, yaşanılan olumsuzluklar sonunda anksiyete bozukluğu çektiği ve sağlık sorunlarıyla uğraştığı, bir yıllık maaş artışının yalnızca 1,96 olarak öngörüldüğü; davacının işyerinde yaşadıklarını “Olaylar” başlığı altında kaleme aldığı, sözkonusu yazıda tutarlılık, samimiyet ve iddia edilen hususlarla bir bütünlük görüldüğü, bu hususların mobbing teşkil ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mobbinging varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguların ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosya içeriğine ve özellikle taraf tanıklarının anlatımlarına göre; davacının iş ortamında çalışma arkadaşlarıyla gerekli uyumu sağlayamadığı, diğer çalışanlarla işbirliği yapmaktan kaçındığı, işyerinde zaman zaman amirleri ve diğer çalışanlarla işin yürütümünden kaynaklanan nedenlerle tartıştığı anlaşılmaktadır. Davacının işin yürütümü bakımından olumsuzluklara yol açan tutum ve davranışlarından kaynaklanan tartışmaların psikolojik taciz (mobing) olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Davacının hedef kişi olarak şeçilip kendisine karşı sistematik bir biçimde yıldırma hareketlerinin yapıldığına dair delil bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemenin davacıya psikolojijk taciz yapıldığına dair delil bulunmadığı, kişilik hakları veya sağlığının sistematik ve ağır bir saldırıya uğradığı yönünün kuşkudan uzak delillerle yeterince ortaya konulmadığına ilişkin tespit ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Açıklanan tespit ve gerekçelere göre davacıya psikolojik taciz yapıldığı kanıtlanmamış olduğundan sayın çoğunluğun aksi düşünce ile oluşturduğu bozma kararına katılmıyorum.

[accordion_inner] [/accordion_inner] [accordion-item_inner title=”Hükmün Onanması Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2007/9154; K. 2008/13307; T. 30.5.2008″] [/accordion-item_inner]

ÖZET: Dava, disiplin cezalarının kaldırılması ve işyerinde duygusal taciz (psikolojik taciz) nedeniyle istenen manevi tazminat talebine ilişkindir. İşveren kişisel nedenlerle davacı işçinin yanında çalışmasını istememekte ve bir yıl içinde kendisinden 5 kez yazılı savunma talep etmiştir. İşveren işçisini gözetme yükümlülüğüne uymayarak davacıyı iş arkadaşları önünde sürekli olarak küçük düşürmüş, bağırmış ve işleri beceremediğini ifade etmiştir. Davacı mesai sonrası ağlama krizleri geçirmiş, psikolojik tedavi görmüştür. Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Açıklanan olaylar ışığında davacının davasının kabulü gerekir.

KARAR ve SONUÇ: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA 30.05.2008 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.”] [accordion-item_inner title=”İşçinin Mobbing Hususunda Yaklaşık İspat Kuralına Tabi Olacağı, Aksinin İşveren Tarafından İspatı Gerektiği“] [/accordion-item_inner]

İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “fazla çalışma ücret alacağı ile işyerinde psikolojik taciz (mobbing) nedenine dayalı manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 04.10.2012 tarihli ve 2012/11 E., 2012/487 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 27.12.2013 tarihli ve 2013/693 E., 2013/30811 K. sayılı kararı ile; “…Davacı vekili müvekkilinin 1994-17.12.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini açılan işe iade davasının kabul edildiğini temyiz aşamasında olduğunu, günlük 12-13 saat çalışmasına rağmen fazla mesai alacaklarının ödenmediğini, işyerinde mobbinge maruz kaldığını belirterek manevi tazminat ve fazla mesai alacağının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ücretine fazla mesainin dahil olduğunu, personelle sık sık tartıştığını, yazılı olarak iki defa uyarıldığını, çalıştığı şubede verimli olmaması nedeniyle şubesinin değiştirildiğini ve bu nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, dosyada bulunan davacı ve davalı tanık anlatımları ile mevcut diğer delillerin birlikte değerlendirilmesinden davacıya sistematik ve sürekli psikolojik baskı uygulandığını gösterir kuvvetli deliller bulunmadığı, kişilik hakları veya sağlığının sistematik ve ağır bir saldırıya uğradığı yönünün kuşkudan uzak delillerle yeterince ortaya konulmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı işyeri çalışanlarından …’nün davacıya sinirli tavırlar gösterip elinde bulunan kâğıtları ve zarfı davacının masasına ve üzerine fırlattığı, bir süre sonra sözkonusu belgeleri geri alıp sinirli tavırlar sergiledikten sonra tekrar masaya fırlattığı, davacının yere düşen belgeleri topladığı, davacının bireysel pazarlama yetkilisi olarak çalıştığı sırada cari hesaplar yetkilisi olan …’in davacının yerine görevlendirildiği, davacının bu görev değişikliği nedeniyle mağdur olduğu düşüncesine kapıldığı ve hastalandığı, davacının bankacılık işlemleri konusunda kurallara uygun hareket etmek istediği, bu nedenle amirleri ile sorunlar yaşadığı, uyarı, itham ve kırıcı üsluplarla baskılara maruz kaldığı, banka müdürü tarafından sorun çıkaran, uyumsuz, sevilmeyen ve kavgacı biri olarak suçlandığı, süreç içinde davacıya yönelik bu ve benzeri olumsuz davranışların tekrarlandığı, bir başka personelin yapması gereken işlerin sık sık davacıya verildiği, banka müdürü tarafından cumartesi günleri mesai yaptırıldığı, işyerinde düzenli bir çalışma şeklinin olmadığı, davacıyla aynı pozisyonda olan diğer çalışanlara anahtar ve şifreler verildiği halde davacıya verilmediği, davacının stresli çalışma ortamında bulunmanın da etkisiyle sindirim sistemi rahatsızlığı çektiği, banka şubesinin yapılan iç denetimde düşük performans gösterdiğinin belirlendiği, davacının işyeri içindeki diğer çalışanlardan soyutlandığı, son dört ay içinde yirmişer günlük sağlık raporları aldığı, son bir yıl içinde peş peşe disiplin soruşturmaları geçirerek kendisinden savunmalar istendiği, şube içi elektronik posta ile yapılan yazışmalarda “densiz” denilmek suretiyle hakarete maruz kaldığı, yapılan yazışmalarda nezaket sınırlarının aşıldığı, davacının yaşamış olduğu olumsuzlukları işyerindeki amirine ilettiği halde sorunlarına çözüm getirilmediği ve kendisinde kusur bulunduğu, yaşanılan olumsuzluklar sonunda anksiyete bozukluğu çektiği ve sağlık sorunlarıyla uğraştığı, bir yıllık maaş artışının yalnızca 1,96 olarak öngörüldüğü; davacının işyerinde yaşadıklarını “Olaylar” başlığı altında kaleme aldığı, sözkonusu yazıda tutarlılık, samimiyet ve iddia edilen hususlarla bir bütünlük görüldüğü, bu hususların mobbing teşkil ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbingin varlığını gösteren olguların mahkemeye sunulması halinde, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddiasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir….” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, fazla çalışma ücret alacağı ile işyerinde psikolojik taciz (mobbing) nedenine dayalı manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin bazı banka çalışanlarının ve amirinin mobbing içeren davranışlarına maruz kaldığını, on altı yıllık çalışmasının sadece son on ayında üç kez savunmasının istenildiğini, bunların neticesinde başka bir şubeye atandığını ve hemen sonrasında iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek manevi tazminatın ve fazla çalışma ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkili bankada çalıştığı sürede gerek özel hayatı gerekse duygusal yıpranmışlıkları sebebiyle sorunlar yaşadığını, farklı personellerle sık sık tartışması nedeniyle uyarıldığını, Kemalpaşa şubesinde verimli olmaması sebebiyle Yenişehir şubesine atandığını, verim ve çalışma biçimi bakımından herhangi bir olumlu gelişme sağlanamadığından davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacıya sistematik ve sürekli psikolojik baskı uygulandığını gösterir kuvvetli delil bulunmadığı, davacının kişilik haklarının veya sağlığının sistematik ve ağır bir saldırıya uğradığına ilişkin delillerin yeterince ortaya konulmadığı, iş ilişkisinde ayrım yapıldığı konusunda da bir kanıt gösterilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Mahkemece, davacının iş ortamında çalışma arkadaşlarıyla gerekli uyumu sağlayamadığı, diğer çalışanlarla işbirliği yapmaktan kaçındığı, işyerinde zaman zaman amirleri ve diğer çalışanlarla işin yürütümünden kaynaklanan nedenlerle tartıştığı, davacının işin yürütümü bakımından olumsuzluklara yol açan tutum ve davranışlarından kaynaklanan tartışmaların psikolojik taciz (mobbing) olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının hedef kişi olarak seçilip kendisine karşı sistematik bir biçimde yıldırma hareketlerinin yapıldığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda, davalı işveren yetkililerinin tutum ve davranışlarının mobbing olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre de davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmayacağı noktalarında toplanmaktadır.

Psikolojik taciz (mobbing); işyerinde diğer çalışanlar veya işverenler tarafından tekrarlanan saldırılar şeklinde uygulanan bir çeşit psikolojik terördür. Kavram, çalışanlara üstleri, astları veya eşit düzeydeki çalışanlar tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları ifade eden anlamlar içermektedir.

Mobbing olgusundan zarar gören kişilerde; uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, sıkıntı, endişe, hareketsizlik, ağlama krizleri, unutkanlık, alınganlık, ani öfkelenme, suskunluk, yaşama arzusunun kaybı, daha önceleri sevdiği şeylerden doyum almama gibi bir takım davranış ve düşünce değişiklikleri gözlenebilir (Tınaz, P.: İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Beta Yayınları, İstanbul Mart 2006, s.8).

Anayasa Mahkemesine (AYM) göre psikolojik taciz olarak tabir edilen ve çalışanlara yönelik iş yerlerinde gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, dışlama, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan, mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine ve özellikle ruh sağlıklarına zarar veren, bireylerin yaşamlarına etkisi bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşan, kasıtlı biçimdeki olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanan psikolojik taciz niteliğindeki eylem, işlem ya da ihmallerin Psikolojik taciz mahiyetindeki bu tür davranışların önlenmesi için tedbirler alınması ve gerçekleştirildiğine yönelik şikâyetlerin etkili şekilde incelenmesi anayasal bir gereklilik olduğu gibi yıldırıcı ve kasıtlı tutumlara maruz kalanların uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilip sorumluların yasal çerçevede cezalandırılmaları da bu gerekliliğin bir devamını oluşturmaktadır.

Çalışanların adil çalışma koşulları altında güvenli ve sağlıklı ortamlarda çalışmaları ile ilgili hususlar, insan hakları ile ilgili diğer bir takım uluslararası hukuk belgelerinde de yer almaktadır. Örneğin Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 26. maddesinde tüm çalışanların onurlu çalışma haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işverenlerin ve çalışanların örgütlerine danışarak çalışanların birey olarak işyerinde ya da işle bağlantılı olarak maruz kaldıkları kınanacak ya da açıkça olumsuz ya da suç oluşturan, tekrarlanarak devam eden eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunların engellenmesi konusunda desteklenmesi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemlerin alınması taraf devletlerin taahhüdü olarak düzenlenmiştir (AYM, Fecir Ergün Turan kararı, para.49).

Ülkemizde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan önceki dönemde özel bir düzenleme olmamasına rağmen, çalışanların maruz kaldıkları psikolojik taciz, hizmet sözleşmesinin taraflara yüklediği borçlar ve ödevler kapsamında değerlendirilmiştir. Buna göre, psikolojik taciz eylemi, işverenin işçiyi koruma (gözetme) ve eşit davranma borçlarına aykırılık oluşturmaktadır. Bunun yanında, psikolojik taciz aynı zamanda, işçinin kişilik haklarına da müdahale niteliği taşıması dolayısıyla, buna ilişkin hukuki yolların da kullanılması gündeme gelebilir.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332’nci maddesinde işçinin, iş görme yükümlülüğü çerçevesinde maruz kalacağı tehlikelere karşı işverenin gerekli tedbiri alması gerektiği hususu düzenlenmişti. Bu düzenleme, işverenin işçiyi koruma (gözetme) borcunun temelini oluşturuyordu. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda “İşçinin Kişiliğinin Korunması” başlıklı 417’nci maddesinde psikolojik taciz terimine açıkça yer verilmiş ve işçinin kişiliğinin korunması yoruma yer vermeyecek biçimde özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre;

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”

Bireylerin çalışma ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin psikolojik taciz olarak nitelendirilmesi her somut olayın kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmesiyle mümkündür. Müdahalelerin işyeri ile ilgili işyerinde çalışan diğer şahıslar tarafından süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanan, sistemli ve kasıtlı, yıldırma ve dışlama amaçlı; mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda ve sağlığında zarar ortaya çıkaran nitelikte olması gerekir.

Müdahalelerin neden olduğu sonuçların boyutu; mağdurun konumuna, muamelelerin süresine, sıklığına, kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğine, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna kadar birçok faktöre göre değişebilmektedir.

ve Sözleşme ile güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını zedeleyebileceği açıktır.

Psikolojik taciz mahiyetindeki bu tür davranışların önlenmesi için tedbirler alınması ve gerçekleştirildiğine yönelik şikâyetlerin etkili şekilde incelenmesi anayasal bir gereklilik olduğu gibi yıldırıcı ve kasıtlı tutumlara maruz kalanların uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilip sorumluların yasal çerçevede cezalandırılmaları da bu gerekliliğin bir devamını oluşturmaktadır.

Çalışanların adil çalışma koşulları altında güvenli ve sağlıklı ortamlarda çalışmaları ile ilgili hususlar, insan hakları ile ilgili diğer bir takım uluslararası hukuk belgelerinde de yer almaktadır. Örneğin Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 26. maddesinde tüm çalışanların onurlu çalışma haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işverenlerin ve çalışanların örgütlerine danışarak çalışanların birey olarak işyerinde ya da işle bağlantılı olarak maruz kaldıkları kınanacak ya da açıkça olumsuz ya da suç oluşturan, tekrarlanarak devam eden eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunların engellenmesi konusunda desteklenmesi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemlerin alınması taraf devletlerin taahhüdü olarak düzenlenmiştir (AYM, Fecir Ergün Turan kararı, para.49).

Ülkemizde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan önceki dönemde özel bir düzenleme olmamasına rağmen, çalışanların maruz kaldıkları psikolojik taciz, hizmet sözleşmesinin taraflara yüklediği borçlar ve ödevler kapsamında değerlendirilmiştir. Buna göre, psikolojik taciz eylemi, işverenin işçiyi koruma (gözetme) ve eşit davranma borçlarına aykırılık oluşturmaktadır. Bunun yanında, psikolojik taciz aynı zamanda, işçinin kişilik haklarına da müdahale niteliği taşıması dolayısıyla, buna ilişkin hukuki yolların da kullanılması gündeme gelebilir.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332’nci maddesinde işçinin, iş görme yükümlülüğü çerçevesinde maruz kalacağı tehlikelere karşı işverenin gerekli tedbiri alması gerektiği hususu düzenlenmişti. Bu düzenleme, işverenin işçiyi koruma (gözetme) borcunun temelini oluşturuyordu. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda “İşçinin Kişiliğinin Korunması” başlıklı 417’nci maddesinde psikolojik taciz terimine açıkça yer verilmiş ve işçinin kişiliğinin korunması yoruma yer vermeyecek biçimde özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre;

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”

Bireylerin çalışma ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin psikolojik taciz olarak nitelendirilmesi her somut olayın kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmesiyle mümkündür. Müdahalelerin işyeri ile ilgili işyerinde çalışan diğer şahıslar tarafından süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanan, sistemli ve kasıtlı, yıldırma ve dışlama amaçlı; mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda ve sağlığında zarar ortaya çıkaran nitelikte olması gerekir.

Müdahalelerin neden olduğu sonuçların boyutu; mağdurun konumuna, muamelelerin süresine, sıklığına, kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğine, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna kadar birçok faktöre göre değişebilmektedir.

ÖZET: Dava, disiplin cezalarının kaldırılması ve işyerinde duygusal taciz (psikolojik taciz) nedeniyle istenen manevi tazminat talebine ilişkindir. İşveren kişisel nedenlerle davacı işçinin yanında çalışmasını istememekte ve bir yıl içinde kendisinden 5 kez yazılı savunma talep etmiştir. İşveren işçisini gözetme yükümlülüğüne uymayarak davacıyı iş arkadaşları önünde sürekli olarak küçük düşürmüş, bağırmış ve işleri beceremediğini ifade etmiştir. Davacı mesai sonrası ağlama krizleri geçirmiş, psikolojik tedavi görmüştür. Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Açıklanan olaylar ışığında davacının davasının kabulü gerekir. KARAR ve SONUÇ: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA 30.05.2008 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.

ÖZET: Dava, disiplin cezalarının kaldırılması ve işyerinde duygusal taciz (psikolojik taciz) nedeniyle istenen manevi tazminat talebine ilişkindir. İşveren kişisel nedenlerle davacı işçinin yanında çalışmasını istememekte ve bir yıl içinde kendisinden 5 kez yazılı savunma talep etmiştir. İşveren işçisini gözetme yükümlülüğüne uymayarak davacıyı iş arkadaşları önünde sürekli olarak küçük düşürmüş, bağırmış ve işleri beceremediğini ifade etmiştir. Davacı mesai sonrası ağlama krizleri geçirmiş, psikolojik tedavi görmüştür. Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Açıklanan olaylar ışığında davacının davasının kabulü gerekir.

KARAR ve SONUÇ: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA 30.05.2008 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.

Ankara 8. İş Mahkemesi, E. 2006/19; K. 2006/625; T. 20.12.2006

ÖZET: Dava, disiplin cezalarının kaldırılması ve işyerinde duygusal taciz (psikolojik taciz) nedeniyle istenen manevi tazminat talebine ilişkindir. Taraflar delillerini bildirmiş, tanıkların beyanları da alınmıştır. Davacıdan son dönemde 5 kez savunma istenmiş, 02.02.2005 tarihinde uyarı, 23.11.2005 tarihinde de kınama cezaları verilmiştir. İlgili TİS ekinde işten çıkarmayı gerektirir koşullar başlığında “Bir yıl içinde aynı disiplin suçundan 3 kez kınama cezası almak” hükmü mevcuttur.

Mahkememizce yargılama sürerken, açıklanan koşulun oluşması nedeniyle davacının iş akdi fesh edilmiş, davacı işe iade davası açmış, işe iade davası halen devam etmektedir. Medeni Kanunun 2 nci maddesine ilişkin iyi niyet kuralları, İş Kanununun işverenin çalışanlara eşit davranmasına ilişkin olguları birlikte değerlendirildiğinde, işverenin işçisini koruma-gözetme sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Oysa dava konusu disiplin cezalarının verilmesine neden olan ve davacının kusuru bulunduğu iddia edilen olayların bir kısmında davacının sorumluluğunun olmadığı, bir kısmında ise izinli olduğu dönemlerde yapılması gereken işlerin yerine getirilmemesinden ya da aksamasından sorumlu tutulduğu görülmüştür.

Davacı, kendisi ile ilgili problem çıkmasını önlemek adına bir alt görevde çalışmayı kabul ederek görevini yerine getirirken, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere işyerinde amirlerinin uzaktan, yüksek sesle bağırarak, iş yapmasını söylemelerine; telefonla konuşurken, konuşmasına aldırılmadan emir ve görev vermelerine; yüksek sesle bağırarak “sen bu işi beceremiyorsun” gibi sözlü saldırılara ve hakaretlere maruz kalmıştır. Kişilik hakları çiğnenmiş, çalışma arkadaşları arasında küçük düşürülmüştür. Bu davranışlar mahkememizce işçiyi yıldırmaya, psikolojik baskı uygulayıp genellikle de işten ayrılmasını sağlamaya yönelik davranışlar olarak değerlendirilmiştir. Yine tanık beyanıyla doğrulanan, davacının mesai sonrasında ağlama krizine girmesi, psikolojik tedavi görmesi, rapor alması da bu kanaati kuvvetlendirmektedir.

Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Toplanan delillerden davacıya üstleri tarafından kötü muamele yapılıp aşağılanarak uygulandığı, verilen haksız disiplin cezaları sonucu TİS’de yapılan düzenlemeye göre de iş akdinin feshi sonucuna kadar varıldığı dolayısıyla geçimini emeğiyle çalışarak kazanan davacı işçinin maddi ve manevi kayba uğratıldığı kanaatine varılmıştır. Davacının üzüntüsünü bir ölçüde hafifletebilmek amacı ile davacı lehine 1.000,00 YTL manevi tazminata hükmedilmiştir.

“Psikolojik tacizin en bariz örnekleri, kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi sayılabilir.

Görüldüğü üzere, bir eylemin psikolojik taciz olarak kabul edilebilmesi için, bir işçinin hedef alınarak gerçekleştirilmesi, belli bir süreye yayılması ve bu durumun sistematik bir hal alması gerekir. Belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.”
“Mobbing’in Tanımı” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/11958 K. 2016/15623 T. 31.05.2016.

Mobbing’in Tanımı
“Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.

Mobbing’e örnek davranışlar
“kendisi ile ilgili problem çıkmasını önlemek adına bir alt görevde çalışmayı kabul ederek görevini yerine getirirken, işyerinde amirlerinin uzaktan, yüksek sesle bağırarak, iş yapmasını söylemelerine, telefonla konuşurken, konuşmasına aldırılmadan emir ve görev vermelerine, yüksek sesle bağırılarak “sen bu işi beceremiyorsun” gibi sözlü saldırılara, hakaretlere maruz kalmak.”

“Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/693 K. 2013/30811 T. 27.12.2013.”

“işçinin yeni görev yerinde, tecrübesine ve işyerindeki pozisyonuna uygun şekilde görev verilmeyerek pasifize edilmesi ve işyerinde işe yaramayan personel algısının oluşturulması.” “İhlalin ağırlığı ne düzeyde olmalı?”

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/693 K. 2013/30811 T. 27.12.2013

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2008/10408; K. 2009/26968; T. 10.5.2009

ÖZET: Dosya içeriğinde mevcut istifa dilekçesinde davacı çalıştığı bölümün sağlık sorunları nedeniyle elverişli olmadığını bildirerek ayrılmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Sağlık raporlarından davacının tüberküloz hastası olduğu anlaşılmaktadır.

Hastalığının niteliği itibariyle 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulları taşıyıp taşımadığı buna bağlı olarak feshin haklılığı tartışılmamıştır.

Öte yandan davacının işyerinin (bölümünün) çok sık değiştirildiği ve yıldırma politikası uygulandığı iddia edilmiştir. Davacının işyerinin hangi tarihlerde ve hangi sıklıkta değiştirildiği belirlenerek işyerinde psikolojik taciz unsurlarını taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra tüm delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2008/375; K. 2009/15531; T. 2.6.20094
ÖZET: Davacının daha önce pantolon bölümünde çalışırken şefi tarafından hakarete
uğradığı, işyerinde psikolojik tacize uğradığı bu nedenle ceket bölümüne naklinin
yapıldığı anlaşılmaktadır. İşçinin tekrar aynı bölüme verilmesi işçiye haklı fesih imkanı verir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/30916; K. 2012/6093; T. 28. 2.2012:

56 yaşında evli bir kadın olan davacının, 14 yıl aralıksız olarak davalı bankanın İstanbul işyerinde avukat olarak çalışmasının ardından Adana ve farklı illerde kısa sürelerle 9 ay boyunca, 30 kez yer değiştirmek suretiyle görevlendirilmesi mobbing yapıldığının kanıtını oluşturmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/1911; K. 2012/11638 ; T. 5.4.2012: Davacının yaptığı iş, mezuniyeti ve kariyeri dikkate alındığında; olumsuz koşullar taşıyan, kapısı dahi olmayan içerisinde sadece bir masa ve hijyenik olmayan tuvalet bulunan, köpek kulübesine yakın bir yerde çalışmaya zorlandığı anlaşılmıştır. Bu yerde çalışmaya zorlanması açıkça mobbing uygulaması olup, işini kaybetme korkusuyla belli bir süre çalışmanın süreklilik arz eden bu uygulamayı kabul anlamına gelmeyeceği açıktır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2007/9154; K. 2008/13307; T. 30.5.2008: İşveren kişisel nedenlerle davacı işçinin yanında çalışmasını istememekte ve bir yıl içinde kendisinden 5 kez yazılı savunma talep etmiştir. İşveren işçisini gözetme yükümlülüğüne uymayarak davacıyı iş arkadaşları önünde sürekli olarak küçük düşürmüş, bağırmış ve işleri beceremediğini ifade etmiştir. Davacı mesai sonrası ağlama krizleri geçirmiş, psikolojik tedavi görmüştür. Psikolojik taciz kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışları içermektedir. Açıklanan olaylar ışığında davacının davasının kabulü gerekir.

Yargıtay 22. H.D. 2013/693 E. , 2013/30811 K. sayılı ve 27.12.2013 tarihli kararı: Mobbingin varlığının kabulü için kişilik haklarının “ağır şekilde ihlali”ne gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında ‘’şüpheden uzak kesin deliller’’ aranmayacağını belirtmiştir. İşçinin kendisine mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguların ileri sürmesinin yeterli olduğu, mobbingin gerçekleşmediğini ispat yükünün işverene düştüğünü belirtmiştir. Önceki yıllarda Yargıtay mobbing için “kuvvetli emarelerin varlığını” ararken, bu kararı ile birlikte, mobbingin ispatı zor bir modern dönem çalışma hayatı olgusu olmasından hareketle, makul şüpheyi uyandıracak delillerin olmasını mobbingin varlığını ispat açısından yeterli saymıştır.

Yargıtay 22. H.D. 2013/693 E. , 2013/30811 K. sayılı ve 27.12.2013 T. Kararı:

Mağdur başından geçen mobbing unsuru taşıyan olguları tutarlı, samimi ve iddia edilecek unsurlar arasında bir bütünlük oluşturacak şekilde tarihini de belirterek kaydetmelidir. Bu durum mahkemenin, mağdurun mobbing konusundaki beyanlarını inandırıcı bulma ihtimalini arttıracaktır.

Yargıtay 22. H.D. 2014/2157 E. , 2014/3434 K. sayılı ve 21.02.2014 tarihli kararı:

Yargıtay mobbinge dair hukuk yargılamasında ve özellikle de mobbinge dayanan iddialarda yüzde yüzlük bir ispatın aranmadığı, şüpheden uzak delil aramanın ceza yargılamasına ait olduğu, özel hukuk ve iş hukuku yargılamasında vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğunu, delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde işçi lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Yani yüksek mahkeme mobbingin varlığının ispatı için;

Şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağını,

Davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguların ileri sürmesinin yeterli olduğunu,

İşyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğünü;

Tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

Davacı işçi, davalı işverenden maruz kaldığı psikolojik taciz nedeniyle, hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceği gibi, işe devam etmek suretiyle diğer yasal haklarını kullanma konusunda seçimlik hakka sahiptir (Örneğin; eldeki maddi ve manevi tazminat davası açması gibi).
Şu durumda, psikolojik taciz olgusunun somut olayda gerçekleştiğinin kabulü ile davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. İşçinin Yaşadığı Somut olay Mobbingdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/9-461; K. 2017/127; T. 25.01.2017

“Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlılık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur. Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare işte bu anlayışın bir sonucudur.

Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla ispat gerçekleşir. Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. Dairemizce anılan gerekçe ve sebeplerle bazı dosyalarda, yeterli emarenin bulunmasıyla, mobbingin ispatlandığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/2157 K. 2014/3434 T. 21.2.2014.

“…iddia, birbirini doğrulayan ve tamamlayan davacı ve davalı şahit anlatımları, davacının aynı mahiyette olan ve aynı bulgulara işaret eden birbiriyle ve anlatılanlarla uyumlu birden fazla doktor raporu göz önüne alındığında, mobbing olgusunun açık bir şekilde ispat edildiği; kaldı ki, hukuk yargılamasında ve özellikle de mobbinge dayanan iddialarda yüzde yüzlük bir ispatın aranmadığı, şüpheden uzak delil aramanın ceza yargılamasına ait olduğu, özel hukuk ve iş hukuku yargılamasında vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, taraflarca ileri sürülen delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde işçi lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği, mobbing gibi diğer dava türlerine göre ispatı nispeten daha zor olan bir konuda kesin ve mutlak bir ispatın aranmayacağı, bu konuda işçi lehine ispat kolaylığı göstermenin hakkaniyet ve adalete daha uygun olacağı kanaat ve sonucuna varılmıştır.”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/21084 K. 2018/14846 T. 5.7.2018

“Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte, anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi işveren tarafından ispatlanmalıdır.”

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/8116 K. 2018/15946 T. 26.6.2018

“Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacının fesih iradesinin bulunmadığı, iş akdine son verilmesinin işveren tarafından planlandığı ve bu sebeple kendisine mobbing uygulandığı iddia edilmiş ise de, bu husus davacı tarafından ispat edilememiştir. Zira davacı tanıklarından …, davacı ile aynı işyerinde çalışmayıp duyuma dayalı bilgi sahibidir.
Diğer tanık … da benzer şekilde farklı bankada çalışmakta olup davacının herhangi bir psikolojik baskıya maruz kaldığına şahit olmadığını belirtmiştir.

Dolayısıyla mobbing iddialarının davacı tarafından ispatlanamadığı ve işten çıkma teklifinin davacıdan gelmesi nedeniyle iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği kabul edilmelidir.”

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/203 K. 2018/2245 T. 1.3.2018

“Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacının fesih iradesinin bulunmadığı, iş akdine son verilmesinin işveren tarafından planlandığı ve bu sebeple kendisine mobbing uygulandığı iddia edilmiş ise de, bu husus davacı tarafından ispat edilememiştir. Zira davacı tanıklarından …, davacı ile aynı işyerinde çalışmayıp duyuma dayalı bilgi sahibidir.
Diğer tanık … da benzer şekilde farklı bankada çalışmakta olup davacının herhangi bir psikolojik baskıya maruz kaldığına şahit olmadığını belirtmiştir.

Dolayısıyla mobbing iddialarının davacı tarafından ispatlanamadığı ve işten çıkma teklifinin davacıdan gelmesi nedeniyle iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği kabul edilmelidir.”

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/203 K. 2018/2245 T. 1.3.2018

Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı
kararı

“Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir.

Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge
maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.”

Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı
kararı

“Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır.

Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı Organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.”

“Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de mobbing; “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan, zalimce, kötü niyetli, intikamcı, aşağılayıcı ve eleştirici tavırlarla kendini gösteren davranış biçimi” şeklinde tanımlanmaktadır. Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır.”

“Ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığından da söz edilemez.”

1. Mobbing iddiasında yaklaşık ispat ve işverenin aksini ispat yükü

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2021/12218, K.2021/16601

Karar tarihi

15.12.2021

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Bozma – mobbing olgusunun yeterli delillerle tartışılması gerektiği

Web sayfası için kısa başlık

E-posta, tanık, sağlık kaydı ve olay akışı birlikte değerlendirilmelidir

Uyuşmazlığın konusu: Banka şube müdürü olan işçi, toplantılarda küçük düşürücü sözlere maruz kaldığını, tayin talebinin sonuçsuz bırakıldığını, tehdit edildiğini ve sistematik baskı nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, psikolojik tacizin hedef alma, süreye yayılma ve sistematiklik unsurlarıyla değerlendirileceğini; bu tür uyuşmazlıklarda yaklaşık ispat yaklaşımının işin doğasına uygun olduğunu belirtmiştir. Tanık anlatımları, müşteri beyanı, e-postalar, sağlık kayıtları ve olay akışı birlikte değerlendirilerek işçinin iddiasının güçlü emare düzeyinde ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Web içerik özeti: Karar, mobbingin ispatında tek bir delil yerine olayların bütünsel akışına bakılması gerektiğini göstermektedir. Özellikle e-postalar, performans toplantıları, sağlık belgeleri ve tanık beyanları birlikte ele alındığında işverenin baskı bulunmadığını somut şekilde ortaya koyması beklenmektedir.

Editöryal not: “Delil dosyası nasıl oluşturulur?” başlıklı rehber içerikle ilişkilendirilmesi önerilir.

Kaynak: https://www.yargitaykararlari.com.tr/ictihatdetay-3442-9hukukdairesi-Yargitay-9-Hukuk-Dairesi-2021-12218-Esas-2021-16601-Karar-Sayili-Ilami.html

2. Avukat çalışanın pasifize edilmesi ve sağlık raporlarıyla desteklenen mobbing

Karar künyesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2017/42766, K.2020/5460

Karar tarihi

02.06.2020

Daire / kurul

22. Hukuk Dairesi (kapatılan)

Karar sonucu / yaklaşım

Bozma – manevi tazminat yönünden mobbing kabulü

Web sayfası için kısa başlık

Pasifize etme, terfi engeli, disiplin ve sağlık kayıtları birlikte mobbing göstergesi olabilir

Uyuşmazlığın konusu: Avukat olarak çalışan işçi, yönetim değişikliğinden sonra terfi/ilerlemesinin engellendiğini, vekalet ücretlerinin ödenmediğini, disiplin baskısı oluşturulduğunu, yetkisiz amir atandığını ve psikolojik sağlığının bozulduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, dosyadaki e-postalar, yazışmalar, sağlık raporları, tanık anlatımları ve olayların kronolojik akışını birlikte değerlendirerek mobbing koşullarının oluştuğu sonucuna varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin yalnızca dar tanık değerlendirmesine dayalı ret yaklaşımı hatalı bulunmuştur.

Web içerik özeti: Karar, mobbingin sadece açık hakaretlerden ibaret olmadığını; terfi engelleme, itibarsızlaştırma, pasifize etme, dayanaksız disiplin süreci ve sağlık etkilerinin birlikte değerlendirilebileceğini göstermektedir.

Editöryal not: Web sayfasında “kurum içi pasifize etme ve görevden soyutlama” alt başlığına eklenebilir.

Kaynak: https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2017-42766-esas-2020-5460-karari-83e4de85-eaca-5a4a-80a5-69741fe9ea5e

3. Mobbing için süreklilik ve sistematiklik şartı

Karar künyesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/9-1427, K.2021/53

Karar tarihi

09.02.2021

Daire / kurul

Hukuk Genel Kurulu

Karar sonucu / yaklaşım

Bozma – geçici görevlendirme ve münferit nezaketsiz davranışlar mobbing sayılmadı

Web sayfası için kısa başlık

Geçici görevlendirme tek başına mobbing değildir

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, işyeri yönetimi ve geçici görevlendirme süreçleri nedeniyle psikolojik tacize maruz kaldığını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: HGK, mobbingin oluşabilmesi için eylemlerin sistematik, sürekli ve hedefe yönelmiş olması gerektiğini; işin gereği yapılan geçici görevlendirmelerin ve münferit kaba/nezaketsiz davranışların tek başına psikolojik taciz oluşturmayacağını belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing ile yönetim hakkı kapsamındaki işlemler arasındaki sınırı göstermektedir. Her olumsuz davranış mobbing değildir; eylemlerin uzun süreli, sistemli ve kişiyi yıldırmaya yönelik olması gerekir.

Editöryal not: Web sayfasında “mobbing sayılmayan durumlar” başlığı altında yayımlanabilir.

Kaynak: https://hanifibayri.av.tr/emsal-karar/mobbing-icin-eylemlerin-sureklilik-arz-etmesi-sarttir/

4. Mobbingde yüzde yüz ispat aranmaz, deliller tereddüt halinde işçi lehine yorumlanır

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/36185, K.2020/18583

Karar tarihi

15.12.2020

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Bozma – işçi lehine ispat kolaylığı vurgusu

Web sayfası için kısa başlık

Kesin ve mutlak ispat değil, vicdani kanaat ve güçlü emare aranır

Uyuşmazlığın konusu: İşçi, işyerinde sürekli ve sistematik biçimde aşağılandığını, kişiliğinin ve saygınlığının zedelendiğini, kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, mobbing davalarında yüzde yüzlük ispatın aranmayacağını; şüpheden uzak delil aramanın ceza yargılamasına ait olduğunu; iş hukukunda vicdani kanaatin oluşmasına yetecek ölçüde ispatın yeterli olduğunu belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing davalarında ispat yükünün işçi bakımından ağırlaştırılamayacağını göstermektedir. Birbirini doğrulayan tanık anlatımları, tutarlı dilekçeler ve olay akışı güçlü emare oluşturabilir.

Editöryal not: Mevcut sayfadaki 2015/21084 sayılı karar ile birlikte “ispat standardı” başlığında kullanılabilir.

Kaynak: https://mkbhukuk.com/mobbing-iddiasinda-yuzde-yuzluk-bir-ispat-aranmadigindan-taraflarca-ileri-surulen-delillerin-sihhat-ve-kuvvetinde-tereddut-edilmesi-halinde-isci-lehine-yorumlanmasi-gerekir-yargitay-karari/

5. Uzun mobbing sürecinde iddianın somutlaştırılması ve hukuki dinlenilme hakkı

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2023/15976, K.2023/13513

Karar tarihi

02.10.2023

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Onama – somutlaştırılmayan iddialar ispatlanmış sayılmadı

Web sayfası için kısa başlık

Mobbing iddiasında olay, kişi, süre ve delil bağlantısı kurulmalıdır

Uyuşmazlığın konusu: Banka çalışanı, yaklaşık iki yıl süren psikolojik taciz süreci yaşadığını ileri sürmüştür. Yargılama sürecinde hukuki dinlenilme hakkı yönünden bozma yapılmış, deliller toplandıktan sonra dava reddedilmiştir.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, uzun süreli mobbing süreçlerinde her olayın tüm ayrıntılarıyla dava dilekçesinde gösterilmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini; ancak deliller toplandıktan sonra iddiaların somut olay, fail, süre ve delil bağlantısıyla ortaya konulması gerektiğini kabul etmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mağdur başvurularında kronolojik olay çizelgesi, tanık listesi, yazışma ve sağlık belgesi bağlantısının önemini göstermektedir. Görgüye dayanmayan aile tanığı beyanları ve soyut iddialar tek başına yeterli görülmemiştir.

Editöryal not: Derneğin mağdur başvuru formunda “olay tarihi, olay yeri, fail, tanık, belge” alanlarının önemine işaret eder.

Kaynak: https://www.sonkarar.com/kararlar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2023-15976-esas-2023-13513-karari-b725f198-5208-5912-924a-6911d416d7ac

6. Öğretmen/idareci uyuşmazlığında yaklaşık ispata elverişli delil bulunmaması

Karar künyesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2019/1136, K.2019/4695

Karar tarihi

17.10.2019

Daire / kurul

4. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Bozma – mobbing ispatlanamadı

Web sayfası için kısa başlık

Duyuma dayalı ve tutarsız tanık beyanları mobbing için yeterli değildir

Uyuşmazlığın konusu: Öğretmen, okulda görevli öğretmen ve idarecilerin kendisini bölüm şefliğinden istifa ettirmek amacıyla sistematik mobbing uyguladıklarını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, mobbingde kesin ispat aranmasa da yaklaşık ispata elverişli delil gerektiğini; duyuma dayalı ve tutarsız tanık beyanlarıyla sistematik ve sürekli davranışların ispatlanamadığını değerlendirmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing iddiasında delilin niteliğini vurgular. Duyum, genel kanaat veya münferit nezaketsiz davranışlar; sistematik, hedefe yönelik ve uzun süreli baskı sürecini ortaya koymadıkça yeterli kabul edilmemektedir.

Editöryal not: “İspat edilemeyen mobbing iddiası” alt başlığına uygun bir emsal karardır.

Kaynak: https://www.ictihatlar.com.tr/ictihatdetay-8131-4hukukdairesi-Yargitay-4-Hukuk-Dairesi-2019-1136-Esas-2019-4695-Karar-Sayili-Ilami.html

7. Münferit kaba davranışlar ve kısa süreli gerilim mobbing değildir

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2017/17931, K.2020/14104

Karar tarihi

02.11.2020

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Tekil/ara sıra gerçekleşen kaba davranış mobbing sayılmaz

Uyuşmazlığın konusu: İşçi, işyerinde kendisine yönelik baskı ve olumsuz tutumlar nedeniyle psikolojik tacize maruz kaldığını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, mobbingin belirli kişiye yönelmiş, sistematik, sürekli ve sık gerçekleşen haksız davranışlar bütününden oluştuğunu; süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla tekrarlanmayan haksız/kaba/nezaketsiz davranışların mobbing olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing ile işyeri kabalığı, stres, tükenmişlik ve münferit gerilim arasındaki ayrımı netleştirmektedir.

Editöryal not: Mobbing tanımı ve sınırları bölümünde kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

8. Genel yönetim tarzı hedefe özgü değilse mobbing oluşmayabilir

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2017/16925, K.2020/10963

Karar tarihi

07.10.2020

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Herkese uygulanan genel yönetim anlayışı hedef alma unsuru taşımayabilir

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, yönetici davranışlarının baskı ve psikolojik taciz niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, mobbing için çalışanın belli bir amaçla hedef alınması gerektiğini; işyerindeki genel yönetim yaklaşımının tüm çalışanlara yönelmesi ve kişiye özgü yıldırma amacı taşımaması halinde mobbing sonucuna varılamayacağını değerlendirmiştir.

Web içerik özeti: Karar, “hedef alma” unsurunun mobbing açısından merkezi önemini gösterir. Kurumsal yönetim kusuru her durumda bireysel psikolojik taciz anlamına gelmez.

Editöryal not: Kurum içi inceleme raporlarında hedef kişi, hedef davranış ve tekrar unsurunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

9. Rutin yönetim denetimi ve iş sorma eylemleri mobbing değildir

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2017/14200, K.2020/928

Karar tarihi

22.01.2020

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Hakaret, tehdit veya aşağılama içermeyen denetim mobbing sayılmaz

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, müdür yardımcısının davranışlarının kötü muamele ve mobbing niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, tanık beyanlarında hakaret, tehdit veya aşağılama niteliğinde davranışların somutlaştırılmadığını; işin yürütümüne ilişkin sorgulama ve denetim niteliğindeki davranışların tek başına mobbing sayılamayacağını belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, işverenin yönetim ve denetim hakkı ile mobbing arasındaki ayrımı gösterir. Denetim yetkisi kötüye kullanılmadıkça ve kişiyi yıldırma amacı taşımadıkça mobbing sonucuna ulaşılamaz.

Editöryal not: İşveren eğitimlerinde “meşru denetim – psikolojik taciz sınırı” başlığında kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

10. Farklı uygulama, yalnızlaştırma ve sağlık raporlarıyla mobbing

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/14424, K.2017/4612

Karar tarihi

21.03.2017

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing olgusunu destekleyen emsal

Web sayfası için kısa başlık

Farklı muamele, yalnızlaştırma ve amacını aşan disiplin süreci mobbing göstergesi olabilir

Uyuşmazlığın konusu: İşçi, aynı pozisyondaki çalışanlardan farklı muamele gördüğünü, yalnızlaştırıldığını, performans yetersizliği algısı oluşturulduğunu ve disiplin baskısıyla karşılaştığını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, sistemli ve sürekli davranışlarla psikolojik baskı ve yıldırma süreci oluşturulduğunu; sağlık raporlarının bu süreci desteklediğini kabul eden bir yaklaşım ortaya koymuştur.

Web içerik özeti: Karar, mobbingin işçinin mesleki itibarı ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından önemlidir. Farklı uygulama, yalnızlaştırma ve orantısız disiplin süreci birlikte değerlendirilebilir.

Editöryal not: Mevcut sayfadaki somut mobbing örnekleri bölümüne eklenebilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

11. Unvan değişikliği ve yeniden yapılanma her zaman mobbing değildir

Karar künyesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2016/6932, K.2017/31060

Karar tarihi

28.12.2017

Daire / kurul

22. Hukuk Dairesi (kapatılan)

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Genel organizasyonel yeniden yapılanma hedefe özgü baskı sayılmayabilir

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, unvan/görev değişiklikleri ve ikale süreci nedeniyle psikolojik tacize maruz kaldığını iddia etmiştir.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, işyerinde genel yönetim politikası ve yeniden yapılanma kapsamında yapılan uygulamaların, sırf çalışanın statüsünü değiştirmesi nedeniyle mobbing sayılmayacağını; hedef alma ve yıldırma unsurunun somutlaştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, yeniden yapılanma, unvan değişikliği ve ikale süreçlerinde mobbing iddiasının ayrıca somutlaştırılması gerektiğini ortaya koyar.

Editöryal not: Kurumsal yeniden yapılanma dönemlerinde risk değerlendirme rehberiyle birlikte kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

12. Duyuma dayalı tanık ve eğitim talebi mobbing için yeterli değildir

Karar künyesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2015/13697, K.2016/26359

Karar tarihi

05.12.2016

Daire / kurul

22. Hukuk Dairesi (kapatılan)

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Duyum ve genel rahatsızlık beyanı tek başına güçlü emare oluşturmaz

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, işyerindeki bazı uygulamalar ve eğitim/performans beklentileri nedeniyle psikolojik taciz yaşadığını ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, iddiaların duyuma dayalı anlatımlarla desteklenmesinin yeterli olmadığını; işyeri gerekleriyle açıklanabilen uygulamaların mobbing kabul edilebilmesi için sistematik ve hedefe yönelmiş baskı unsurlarının ortaya konulması gerektiğini değerlendirmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing dosyalarında tanık beyanlarının görgüye dayalı olması gerektiğini ve genel kanaatlerin tek başına yeterli olmadığını göstermektedir.

Editöryal not: Mağdur başvurularında tanıkların “olayı bizzat görüp görmediği” ayrı sorulmalıdır.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

13. Alt unvan/alt iş niteliğinde uzun süreli görevlendirme ve manevi tazminat

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/9885, K.2019/17630

Karar tarihi

08.10.2019

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing kabulü – manevi tazminat değerlendirmesi

Web sayfası için kısa başlık

Uzun süre mesleki statüye uygun olmayan iş verilmesi mobbing oluşturabilir

Uyuşmazlığın konusu: İşçi, idari yargı kararı sonrasında atandığı statüye uygun görev verilmediğini, daha alt nitelikte işlerde uzun süre çalıştırıldığını ve bu suretle pasifize edildiğini ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, çalışanın mesleki statüsüne uygun görev verilmemesi ve uzun süreli şekilde pasifize edilmesini mobbing olarak değerlendirmiş; ancak manevi tazminat miktarının olayın ağırlığına uygun belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, “nitelikli iş verilmemesi” ve “mesleki itibarsızlaştırma” davranışlarının uzun süreli ve sistematik hale geldiğinde mobbing oluşturabileceğini göstermektedir.

Editöryal not: Mevcut sayfadaki pasifize etme örnekleriyle birlikte kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

14. Mobbing tespiti ayrımcılık tazminatını otomatik doğurmaz

Karar künyesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2016/32575, K.2019/15142

Karar tarihi

09.07.2019

Daire / kurul

9. Hukuk Dairesi

Karar sonucu / yaklaşım

Ayrımcılık tazminatı yönünden bozma/ret yaklaşımı

Web sayfası için kısa başlık

Mobbing ile ayrımcılık tazminatı hukuki olarak ayrı değerlendirilir

Uyuşmazlığın konusu: İşçi, mobbing iddiasıyla birlikte ayrımcılık tazminatı talep etmiştir.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, mobbing iddiasının ve manevi tazminat koşullarının varlığının, İş Kanunu m.5 anlamında ayrımcılık tazminatını kendiliğinden doğurmayacağını; ayrıca korunan ayrımcılık nedeni ve farklı muamelenin somutlaştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing, eşit davranma borcu ve ayrımcılık tazminatı taleplerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini gösterir.

Editöryal not: Dilekçe ve rapor hazırlıklarında talep kalemlerinin ayrı hukuki temellere bağlanması gerekir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

15. Mobbing kararının yayınlanması talebi ayrıca incelenmelidir

Karar künyesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2014/24895, K.2015/29215

Karar tarihi

20.10.2015

Daire / kurul

22. Hukuk Dairesi (kapatılan)

Karar sonucu / yaklaşım

Yayın talebi hakkında karar verilmesi gerektiği yönünde yaklaşım

Web sayfası için kısa başlık

Kişilik hakkı ihlalinde kararın ilanı talebi ayrıca değerlendirilir

Uyuşmazlığın konusu: Davacı, mobbing ve kişilik hakkı ihlali iddiası yanında mahkeme kararının basın yoluyla ilanını da talep etmiştir.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, dava dilekçesinde açıkça talep edilen yayın/ilan istemi hakkında mahkemenin ayrıca hüküm kurması gerektiğini belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, mobbing nedeniyle kişilik hakkı ihlali davalarında yalnızca tazminat değil, kararın ilanı gibi telafi araçlarının da talep konusu yapılabileceğini göstermektedir.

Editöryal not: Web sayfasında “mobbing davalarında talep kalemleri” kutusuna eklenebilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

16. İstifa iradesi sonrası iş araçlarının alınması tek başına mobbing değildir

Karar künyesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2015/21716, K.2017/27746

Karar tarihi

04.12.2017

Daire / kurul

22. Hukuk Dairesi (kapatılan)

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Fesih/istifa sürecindeki idari tedbirler her zaman psikolojik taciz sayılmaz

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, istifa iradesinden sonra iş araçlarının ve bazı yetkilerinin alınmasını, boş bir odada bekletilmesini mobbing olarak nitelendirmiştir.

Yargıtay değerlendirmesi: Daire, işçinin fesih iradesini açıklamasından sonra işverenin bazı araç ve yetkileri almasının tek başına mobbing sayılamayacağını; sağlığı bozan, onur kırıcı ve sistematik davranışların somut delillerle ortaya konulması gerektiğini değerlendirmiştir.

Web içerik özeti: Karar, fesih ve ayrılma sürecinde yaşanan her rahatsız edici uygulamanın mobbing olarak nitelendirilemeyeceğini gösterir.

Editöryal not: İşten ayrılma süreci ve mobbing ayrımı bakımından web sayfasında kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

17. TBK 417 kapsamında işverenin psikolojik ve cinsel tacizi önleme yükümlülüğü

Karar künyesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2019/9-683, K.2021/1375

Karar tarihi

09.11.2021

Daire / kurul

Hukuk Genel Kurulu

Karar sonucu / yaklaşım

İlke kararı – işverenin gözetme borcu

Web sayfası için kısa başlık

İşveren, psikolojik tacizi önlemek ve mağdurun daha fazla zarar görmesini engellemekle yükümlüdür

Uyuşmazlığın konusu: Karar, işverenin işçinin kişiliğini koruma borcu ve psikolojik/cinsel tacize karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirme içermektedir.

Yargıtay değerlendirmesi: HGK, Türk Borçlar Kanunu m.417 kapsamında işverenin hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini koruma, saygı gösterme, dürüstlük ilkesine uygun düzen sağlama ve tacize uğrayanların daha fazla zarar görmesini engelleme yükümlülüğünü vurgulamıştır.

Web içerik özeti: Karar, mobbingin yalnızca bireysel davranış değil, işverenin önleme, inceleme ve giderim yükümlülüğü bağlamında da ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Editöryal not: Kurumsal politika, etik kurul ve iç inceleme süreçleri başlıkları için güçlü ilke kararıdır.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

18. Kısa süre ve genel tanık beyanı mobbing için yeterli değildir

Karar künyesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2015/22-2274, K.2018/1428

Karar tarihi

04.10.2018

Daire / kurul

Hukuk Genel Kurulu

Karar sonucu / yaklaşım

Mobbing koşullarının oluşmadığı yönünde ilke

Web sayfası için kısa başlık

Mobbing anlık değil, sistematik bir süreçtir

Uyuşmazlığın konusu: Çalışan, kısa süreli görevlendirme/talimat sürecinin psikolojik taciz oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay değerlendirmesi: HGK, psikolojik tacizin anlık olay değil, sistemli şekilde sürekli tekrarlanan davranışlardan oluşan süreç olduğunu; kısa süre ve genel tanık ifadeleriyle mobbing sonucuna ulaşılamayacağını belirtmiştir.

Web içerik özeti: Karar, süre ve sistematiklik unsurunun somut olayda ayrıca araştırılması gerektiğini gösterir.

Editöryal not: Mobbing tanımı bölümünde “süreklilik unsuru” açıklamasına eklenebilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu

19. Yaklaşık ispat yaklaşımı ve işverenin karşı delil yükümlülüğü

Karar künyesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/9-1208, K.2020/590

Karar tarihi

15.09.2020

Daire / kurul

Hukuk Genel Kurulu

Karar sonucu / yaklaşım

İlke kararı – yaklaşık ispat ve ispat kolaylığı

Web sayfası için kısa başlık

Psikolojik taciz, olayların tipik akışı ve tecrübe kurallarıyla değerlendirilebilir

Uyuşmazlığın konusu: Karar, psikolojik taciz iddialarında ispatın doğası gereği çoğu zaman işçi açısından zor olduğunu ve delil değerlendirmesinde esneklik ihtiyacını ele almaktadır.

Yargıtay değerlendirmesi: HGK, psikolojik tacizin genellikle mağdur ve uygulayan arasında gerçekleşmesi nedeniyle olayların tipik akışı ve tecrübe kuralları dikkate alınarak sonuca gidilmesinin uygun olduğunu belirtmiştir. Yaklaşık ispat yaklaşımı iş hukukunun ispat esnekliğiyle uyumludur.

Web içerik özeti: Karar, mobbing başvurularında “güçlü emare” ve “yaklaşık ispat” kavramlarının niçin önemli olduğunu açıklayan temel içtihat niteliğindedir.

Editöryal not: Web sayfasında ispat standardı başlığı altında mevcut kararlarla birlikte kullanılabilir.

Kaynak: ADASO – Psikolojik Tacize İlişkin Emsal Kararlar sunumu