Mobbing Nedir ve Türleri

Mobbing, işyerinde psikolojik taciz anlamına gelir. Kula kulluk, maddi ve manevi bütün değerlerin inkârı anlamına gelir. Varlığın ya da insanlığın bir başkasının uşaklığına bağlanmış olanlar, önce insanlıktan çıkarlar.

Şahsiyet sahibi olmak, hür düşünmeyi ve kendi ayakları üzerinde yürümeyi zorunlu kılar. Birilerinin sırtında kene gibi yaşamak, uşaklığı ve kimliksizliği de beraberinde getirir.

Mobbing ve İnsan İlişkileri

Bu bakımdan ülkü sahiplerinin fikirlere, değerlere ve davalara bağlanmak gibi mecburiyetleri vardır. Temelde bireyin hedeflere kilitlenmesi, şahıslara kendini adaması da kişilik ve seciye sorunudur. Her insan, hangi ideolojik formasyona sahip olursa olsun, sonuç itibariyle kendi türküsünü söyler.

Haksızlık yapma imkânı bulunmadığı için haksızlığı lanetlemek, aldatma imkânı olmadığı için aldatanları yermek ya da çalamadığı için hırsızlığa karşı çıkmak marifet değildir. Çünkü hatanın, ihanetin, entrikanın ve gafletin ideolojisi ya da dini yoktur.

Sadakat ve İhanet

Erdem, ahlak ve fazilet kokan düşüncelere sahip görünenlerin, ellerine geçen ilk fırsatta velinimetlerini dahi kesmeye kalkışmaları, bütün dinler ve ideolojiler yönünden aşağılık olarak kabul edilen davranışlardır. Dünkü efendilerine bugün ihanet edenlerin, yarın ihanet edeceklerinden akıl ve izan sahipleri kuşku duymazlar.

Çok az insan bir ömür boyu sadakatli olur ve her tür koşul altında gerçeği söyler. Bunun çok çeşitli nedenleri vardır. Bilmek zorundayız ki, insanlar bir makama oturunca sesi kendiliğinden kısılır. Onu ikbale gark eden makamın koşulu vardır: kravat takacaksın ama mollaların bindiği eşek gibi sesini keseceksin.

Mobbing ve Modern Dünyada Etkileri

Buna bir de yirmi birinci yüzyılın doğuştan insanın zihnini ve vicdanını iğfal eden şartlarını ekleyiniz. Durumun ne kadar vahim olduğunu o zaman anlarsınız. Çünkü sadakat kiralanabilir bir değer değildir.

Özbekistanlı yazar Nur Ali Kabul tarafından yazılan ‘’UNUTULAN SAHİLLER’’ adlı romanındaki ibret verici cümleler, bir kıymık gibi ilgililerin yüreğine saplanacak kadar dikkat çekicidir: ‘Ayağım üzengide olduğu günlerde herkes dostum, herkes benim iyiliğimi isteyen kişiydi. Benden akıllı ve tecrübeliler dahi gelip benden tavsiye isterlerdi.’

Bu ise bende hakarete uğramış insan duygusu yaratır; kendimden ve bu insanlardan nefret ederdim. Tanrım, beni dostlarımdan koru. Beni baş üstünde taşımak isteyenler, yarın bir gün kaldırıp yere çarpacaklardı ve ben bunu bilip, azap çekerdim.

Sonuç

Dost bildiklerim başımı yediler. Kendisini dost sandığım, sırtımdan gün gören, ben kaçtıkça paçama yapışıp kalan kişilerin o günkü hallerini hatırladıkça geceleri uykum kaçıyor. Bence vicdansızlık ve kalleşliğin de bir sınırı olmalıydı. Ama öyle değilmiş. Bu hasletin sınır yokmuş; işin en korkunç yanı ise hain ve riyakârların şimdi millete yol gösteriyor ve kendilerine dahi süsü veriyor olmalarıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası