Zaman ve Hayat
Sizce insan mı? Hayatın içinde, hayat mı? İnsanın içindedir. Hayat = ömür = zaman. Ünlü bilim adamı Albert Einstein’e kadar evren 3 boyutlu olarak tarif edilmiştir. Ancak Albert Einstein, bu 3 boyuta zamanı da ekleyerek 4 boyutlu bir evren tanımı yapmıştır. Peki, maddenin bu 4 boyutu nedir? Bunlar en, boy, derinlik ve zamandır. Boyut kavramı ile maddenin iskelet modelinin genel bir tarifi yapılmak istenir. İnsan da bir madde olduğuna göre, insanı da 4 boyutlu olarak tanımlamak mümkündür.
Buradan hareketle genel olarak şunu söyleyebiliriz: Madde varsa zaman var; madde yoksa zaman yoktur. Ya da olay varsa zaman var; olay yoksa zaman yoktur. Örneğin, insan var olduğu için zaman var, insan yoksa zaman yoktur. Bir insan doğduğunda kendi zamanı da aynı anda yaratılır. İnsan ölünce kendi zamanı da yok olur. Bir yerde olay çıktığında, şu kadar saat sürdü deriz. Bir futbol maçının 90 dakika sürdüğünü söylerken, maçın kendi zamanı ile başladığını ifade etmek isteriz. Yani olay varsa zaman var, olay yoksa zamanda yoktur. Her insan, hem hayatın içinde hem de hayat insanın içindedir.
Zamanın Değeri
Bir insan için en önemli şey herhalde zamandır. Zamanı boşa harcayan insanlar, yaratılış gayelerine aykırı hareket etmektedirler. Bizler, hayata başlarken lüzumsuz o kadar çok şeyi öğrenirken, zamanımızı nasıl kullanacağımız konusunda en küçük bir eğitim almıyoruz. Bir insan zamanını ne kadar etkin ve verimli kullanıyorsa, hayatta o kadar başarılıdır.
Bir ülke, fiziki sermayeden daha önemli olan beşeri ve sosyal sermayesi olan insanlarının zamanını ne kadar etkin kullanıyorsa, o kadar kalkınacaktır. Bir insan ömrünü sonsuzluk ile orantıladığınızda rakam olarak bir değer dahi bulamazsınız. Zaman göreceli olduğu için bizlere uzun gibi gelebilmektedir. Hayata herkes başlar ama ölen insanların çok azı bu hayatı hakkıyla yaşar.
Şöyle bir düşünün: İki kardeşten her birine yüklü miktarda sermaye verilmiş olsun. Bu iki kardeşten biri, kendisine verilen sermayeyi çarçur ederek harcamış olsun; ikinci kardeş de kendisine verilen sermayeyi değerlendirsin, israf etmesin. Bu ikisinden hangisi kendisine verilen sermayeyi amacına uygun olarak kullanmış olur? Elbette ikincisi. Zaman en önemli sermayedir. Bu sermaye boşa harcanacak sermaye değildir. Biz bu hayatın içinde zaman balonu içinde uçuyoruz. Başarının temel dayanağı, etkin zaman kullanımı, istemek ve çalışmaktır.
Zamanı Etkin Kullanma
Bizim zamanımız bize aittir. Değmez işlere, değmez insanlara harcanacak kadar değersiz değildir. Hayatımızın içinde şu ya da bu şekilde birçok olay ve insan yer alır. Bunları zamanında engelleyemez veya ayıklayamazsak, zamanımızı çalmaya başlarlar. Bizler farkına bile varmadan hayatımıza ortak olurlar. Öyle ki, bir yandan zamanımızı çalarlar, bir yandan da üzerimizde hak iddia etmeye başlarlar. Hayat, hata düzeltme sayfası da değildir. Bir tecrübeden sonra yolumuzu ve yönümüzü kendimiz tayin etmeliyiz.
Son zamanlarda etkin zaman yönetimi, zaman ve stres yönetimi gibi konularda kişisel gelişim eğitimleri verilmektedir. Bu eğitimlerin amacı, insanlara zamanlarını ne kadar israf ettiklerini anlatmak ve bu süreçte oluşan stres konusunda bilinçlendirmektir. Zamanımızı nasıl etkin kullanacağımız konusunda bilgi düzeyimizi arttırmak zorundayız. Her şeye zaman ayıran ve harcayanlar, asıl işlerine zaman ayıramazlar.
Bir Hikaye
Konuyla ilgili bir hikâyede, bir yaşlı adam, bir arzuhalcinin yanına gelir. -Bana bir dilekçe yaz ki, okuyanlar bir daha okusun. Bu alemde başıma gelmedik kalmadı. Ben anlatayım, sen önce dinle. Sonra usul usul yaz. Varsın dilekçenin bahası fazla olsun der. -Anlat bakalım amca. Başından neler geldi geçti diye sorar arzuhalci. Adam başlar anlatmaya. Arzuhalci dinler. Adam saatlerce anlatır. Arzuhalci: tamam yeterli amca, şimdi sen git öğleden sonra gel.
Yaşlı adam öğleden sonra gelir. Arzuhalci yazdığı dilekçeyi okumaya başlar. Arzuhalci okudukça, yaşlı adam iki gözü iki çeşme ağlamaya başlar. Arzuhalci sorar: -Amca sen anlattın, ben yazdım; sen şimdi neden ağlıyorsun? Yaşlı adam hıçkıra hıçkıra cevaplar: -Vay başıma gelenler, benim başıma neler gelmiş, ömrümü nasıl harcamışımda benim haberim yokmuş. Başımıza gelenler, ömrümüzü çalmasın.
Hüseyin GÜN

