Aşağıdaki metinler, paydaş görüşleri doğrultusunda hazırlanmış. protokol onayı alınmıştır.
Sunuş
Bu dosya, “Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele Sempozyumu” kapsamında üretilmesi öngörülen kurumsal kapanış resmi çıktılarını içermektedir. Belge; sempozyumda ortaya çıkan ortak değerlendirmeleri görünür kılmak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile sosyal taraflara yöneltilecek politika önerilerini sistematik hale getirmek ve sendikalar ile işverenler için uygulanabilir bir çerçeve sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Metinlerin tamamı, çalışma hayatında şiddet ve tacizin önlenmesi, başvuru mekanizmalarının güçlendirilmesi, sosyal diyalog kapasitesinin artırılması ve işyerlerinde insan onuruna yakışır çalışma ikliminin kurumsallaştırılması hedefleri doğrultusunda yapılandırılmıştır. Belgenin üç ana bölümü; sonuç bildirgesi, politika notu ve 10 maddelik uygulama çerçevesinden oluşmaktadır.
Belge İçeriği
| Bölüm | Başlık | Amaç |
|
I |
Sonuç Bildirgesi | Ortak ilke ve tespitlerin kurumsal metne dönüştürülmesi |
|
II |
Politika Notu | ÇSGB ve sosyal taraflara somut öneri seti sunulması |
|
III |
10 Maddelik Uygulama Çerçevesi | Sendikalar ve işverenler için uygulanabilir standart çerçeve |
- Sempozyum Sonuç Bildirgesi
ILO C190 Perspektifinde Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele Sempozyumu
15 Nisan 2026 tarihinde Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “ILO C190 Perspektifinde Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele Sempozyumu”nda; çalışma hayatında şiddet, taciz ve mobbing olgusu hukuki, kurumsal ve sosyal boyutlarıyla çok paydaşlı bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Akademi, sivil toplum, sendikal yapı, uygulama alanından katılımcılar; önleyici, koruyucu ve iyileştirici mekanizmaların güçlendirilmesi yönünde ortak bir ihtiyaç bulunduğu hususunda görüş birliğine varmıştır.
Sempozyum kapsamında yapılan değerlendirmelerde, çalışma hayatında şiddet ve tacizin yalnızca bireysel mağduriyet üreten bir sorun olmadığı; aynı zamanda iş barışını, kurumsal verimliliği, çalışma huzurunu, eşitliği ve insan onuruna yakışır çalışma ilkesini doğrudan etkileyen yapısal bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, ILO C190 ve R206’nın ortaya koyduğu ilke ve standartların Türkiye’de çalışma hayatının güçlendirilmesi bakımından önemli bir referans alanı sunduğu ifade edilmiştir.
Katılımcılar, Türk hukukunda mevcut düzenlemelerin belirli koruma araçları içermekle birlikte; kavramsal netlik, başvuru mekanizmalarının erişilebilirliği, ispat süreçleri, kurum içi koruma prosedürleri, misilleme yasağı, psikososyal risk yönetimi ve önleyici işyeri politikaları bakımından daha bütüncül bir çerçeveye ihtiyaç bulunduğunu değerlendirmiştir.
Sempozyumda ayrıca, iç başvuru mekanizmaları, arabuluculuk süreçleri, yargısal yollar, kurumsal başvuru sistemleri, disiplin uygulamaları, tazminat sorumluluğu, idari yaptırımlar ve uygun hallerde cezai sorumluluk boyutunun birbirini tamamlayan bir sistematik içinde ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Etkili bir mücadele yaklaşımının yalnızca yaptırım ekseninde değil; önleme, erken tespit, hızlı müdahale ve mağdurun korunması esasına dayalı olarak kurulması gerektiği vurgulanmıştır.
Toplu iş sözleşmeleri, sosyal diyalog ve kurumsal işbirliği başlıklarında ise; sendikaların temsil, izleme ve koruma fonksiyonlarının güçlendirilmesi, işverenlerin önleyici politika kapasitesinin artırılması, işyeri iç prosedürlerin şeffaflaştırılması ve çalışan odaklı güvenli başvuru sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği ortak kanaat olarak öne çıkmıştır. Kadınlar, genç çalışanlar, stajyerler, güvencesiz çalışanlar ve platform emeği bakımından özel risk alanlarının ayrıca dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Ortak Öncelik Alanları
- Çalışma hayatında şiddet ve tacizle mücadelede önleyici kamu politikalarının güçlendirilmesi,
- Sosyal tarafların ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi,
- İşyerlerinde asgari koruma standartlarının oluşturulması,
- Başvuru ve koruma mekanizmalarının erişilebilir, güvenli ve etkin hale getirilmesi,
- Psikososyal risklerin çalışma hayatı politikalarının asli unsurlarından biri olarak ele alınması,
- Eğitim, farkındalık ve kurumsal kapasite geliştirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması,
- Mevzuat, uygulama ve toplu pazarlık süreçleri arasında daha güçlü bir eşgüdüm kurulması.
Sonuç olarak; çalışma hayatında insan onurunun, eşitliğin, güvenliğin ve sosyal barışın güçlendirilmesi amacıyla; kamu kurumlarının, sosyal tarafların, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ve sivil toplumun ortak bir yol haritası etrafında işbirliği içinde hareket etmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu sempozyumun, söz konusu yol haritasının inşasında güçlendirici bir kurumsal eşik oluşturması temenni edilmektedir.
-
ÇSGB ve Sosyal Taraflara Politika Notu
-
Arka Plan
Çalışma hayatında şiddet, taciz ve mobbing; yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açan bir sorun alanı değil, aynı zamanda iş sağlığı, verimlilik, kurumsal bağlılık, iş gücü devri, çalışma barışı ve sosyal adalet üzerinde doğrudan etkili olan çok boyutlu bir risk alanıdır. Sempozyum değerlendirmeleri, mevzuat, uygulama ve kurumsal kapasite arasında daha güçlü bir politika uyumuna ihtiyaç bulunduğunu ortaya koymuştur.
-
Temel Tespitler
Mevcut hukuki yapı belirli koruma araçları içerse de şiddet, taciz, mobbing ve ayrımcılık kavramlarının uygulamada zaman zaman iç içe geçtiği ve bu durumun hem başvuru süreçlerinde hem de karar mekanizmalarında belirsizlik ürettiği değerlendirilmektedir. İşyeri iç başvuru mekanizmaları ile dış denetim ve yargı yolları arasında yeterli kurumsal eşgüdüm bulunmamaktadır. Sosyal tarafların önleyici yaklaşımı güçlendirecek ortak araçlara, örnek prosedürlere ve eğitim içeriklerine ihtiyacı vardır. Psikososyal riskler ve misilleme yasağı konusu, işyeri uygulamalarında hâlen yeterince kurumsallaşmış değildir.
-
Politika Amacı
Bu politika notunun amacı; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile sosyal taraflar nezdinde, çalışma hayatında şiddet ve tacizle mücadele için önleyici, ölçülebilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir politika çerçevesinin güçlendirilmesine katkı sunmaktır.
-
Politika Önerileri
-
Ulusal çerçeve belgesi hazırlanmalıdır.
ÇSGB koordinasyonunda, sosyal tarafların katkısıyla çalışma hayatında şiddet ve tacizle mücadeleye ilişkin ulusal ilke belgesi veya strateji çerçevesi oluşturulmalıdır. Bu metin; tanımlar, temel ilkeler, önleme araçları, kurumların rol dağılımı ve izleme göstergelerini içermelidir.
-
Mevzuat ve ikincil düzenlemeler gözden geçirilmelidir.
İş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği, ayrımcılık yasağı, disiplin süreçleri ve başvuru usullerine ilişkin düzenlemeler; psikososyal riskler ve işyeri şiddeti/tacizi bakımından sistematik şekilde taranmalı, uygulama boşlukları tespit edilmelidir.
-
Asgari işyeri politika standardı geliştirilmelidir.
Kamu ve özel sektör için örnek işyeri politikası hazırlanmalı; tanım, başvuru kanalı, inceleme usulü, gizlilik, misilleme yasağı, geçici koruma önlemleri ve yaptırım süreçleri bakımından asgari içerik standardı belirlenmelidir.
-
Güvenli başvuru ve yönlendirme mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Çalışanların erişebileceği çok kanallı, gizlilik temelli ve mağdur odaklı başvuru sistemleri teşvik edilmeli; üçüncü göz yaklaşımına dayalı olarak iç başvuru, rehberlik, arabuluculuk ve dış başvuru yolları arasında açık yönlendirme akışı kurulmalıdır.
-
Sosyal diyalog mekanizmaları kurumsallaştırılmalıdır.
Sendikalar, işveren örgütleri, kamu kurumları ve uzman kuruluşların yer aldığı düzenli istişare platformları oluşturulmalı; sahadan gelen veri, ihtiyaç ve iyi uygulamalar politika süreçlerine taşınmalıdır.
-
Toplu iş sözleşmelerinde koruyucu hükümler yaygınlaştırılmalıdır.
Toplu pazarlık süreçlerinde; önleyici eğitim, başvuru güvenceleri, mağduru koruma tedbirleri, disiplin süreçleri ve izleme hükümlerine yönelik model maddeler teşvik edilmelidir.
-
Eğitim ve farkındalık programları standartlaştırılmalıdır.
Yönetici, insan kaynakları birimi, sendika temsilcisi, işyeri hekimi, iş güvenliği profesyoneli ve çalışanlara yönelik modüler eğitim paketleri hazırlanmalıdır.
-
Kırılgan gruplara yönelik özel politika araçları geliştirilmelidir.
Kadınlar, genç çalışanlar, stajyerler, geçici veya güvencesiz çalışanlar ile platform çalışanları bakımından özgün risk alanları tanımlanmalı; buna uygun koruma ve izleme araçları oluşturulmalıdır.
-
Veri toplama ve izleme altyapısı kurulmalıdır.
Anonimleştirilmiş başvuru verileri, eğitim düzeyi, çözüm süresi ve tekrar oranları gibi göstergeler üzerinden kurumsal ve sektörel izleme setleri oluşturulmalıdır.
-
Uzmanlık ve kurumsal kapasite alanı desteklenmelidir.
Psikososyal risk yönetimi, mobbing önleme, işyeri arabuluculuğu ve kurumsal inceleme kapasitesi alanlarında uzmanlaşmış insan kaynağı ve mesleki standart geliştirme süreci desteklenmelidir.
-
Beklenen Kurumsal Kazanımlar
Kazanım Alanı |
Beklenen Etki |
| Kurumsal güven | İşyerlerinde güven ikliminin ve iç iletişim kapasitesinin güçlenmesi |
| Uyuşmazlık maliyetleri | Başvuru ve çözüm süreçlerinin sistematikleşmesiyle maliyetlerin azalması |
| İtibar ve sürdürülebilirlik | Kurumsal risklerin düşmesi ve işveren markasının güçlenmesi |
| Sosyal diyalog | Paydaşlar arası istişare ve uzlaşma kapasitesinin artması |
-
Sonuç
Çalışma hayatında şiddet ve tacizle mücadele, yalnızca bir uyum başlığı değil; aynı zamanda güçlü kurum, nitelikli istihdam ve sürdürülebilir sosyal barış hedeflerinin asli bileşenidir. Bu nedenle ÇSGB ve sosyal tarafların, önleyici ve bütüncül bir politika seti etrafında ortak irade geliştirmesi stratejik önem taşımaktadır.
III. Sendikalar ve İşverenler İçin 10 Maddelik Uygulama Çerçevesi
İşyerlerinde asgari kurumsal standart oluşturulmasına yönelik uygulama rehberi
| No | Çerçeve Başlığı | Uygulama Açıklaması |
| 1 | Yazılı politika oluşturun. | Her işyerinde şiddet, taciz ve mobbingi açık biçimde tanımlayan; sıfır tolerans ilkesini ortaya koyan yazılı kurumsal politika yürürlüğe alınmalıdır. |
| 2 | Üst yönetim taahhüdünü görünür kılın. | İşveren yönetimi ile çalışan temsilcileri bu konuda ortak irade beyanı vermeli; politika yalnızca belge düzeyinde kalmamalıdır. |
| 3 | Erişilebilir başvuru kanalları kurun. | Çalışanların çekinmeden başvurabileceği, gizlilik esaslı, hızlı işleyen ve alternatifli bildirim mekanizmaları tesis edilmelidir. |
| 4 | Misilleme yasağını güvence altına alın. | Başvuruda bulunan, tanıklık yapan ya da destek veren çalışanların olumsuz işlem ve dışlanma riskiyle karşılaşmaması için açık koruma hükümleri uygulanmalıdır. |
| 5 | İnceleme sürecini standartlaştırın. | Başvuruların nasıl alınacağı, kim tarafından değerlendirileceği, ne kadar sürede sonuçlandırılacağı ve hangi tedbirlerin uygulanacağı önceden belirlenmelidir. |
| 6 | Toplu iş sözleşmelerine koruyucu hükümler ekleyin. | Sendikalar ve işverenler, toplu iş sözleşmelerine önleyici eğitim, koruma tedbiri, başvuru usulü ve izleme maddeleri koymalıdır. |
| 7 | Eğitimleri düzenli hale getirin. | Yöneticilere, çalışanlara, sendika temsilcilerine ve insan kaynakları birimlerine periyodik eğitim verilmelidir. Farkındalık tek seferlik değil, süreklilik arz eden bir süreç olarak ele alınmalıdır. |
| 8 | Kırılgan gruplar için özel tedbir alın. | Kadın çalışanlar, gençler, stajyerler, geçici çalışanlar ve platform çalışanları bakımından farklı riskler bulunduğu kabul edilmeli; bu gruplar için özel koruma mekanizmaları geliştirilmelidir. |
| 9 | Psikososyal riskleri yönetin. | İşyeri iklimi, yönetim tarzı, iş yükü, iletişim kültürü ve dışlayıcı uygulamalar düzenli olarak gözden geçirilmeli; sorunlar şikâyet aşamasına gelmeden önleyici müdahale yapılmalıdır. |
| 10 | İzleme ve raporlama mekanizması kurun. | Uygulamanın etkili olup olmadığını görmek için yıllık değerlendirme yapılmalı; eğitim sayısı, başvuru sayısı, çözüm süresi ve tekrar oranı gibi göstergeler takip edilmelidir. Bu doğrultuda “İş Barışının Sağlanması, Şiddet ile Tacizin Önlenmesi ve İzlenmesi Komisyonu” kurulmalıdır. |
Bu 10 maddelik çerçeve, işyerlerinde asgari kurumsal standart oluşturmak için pratik bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Sendikalar ile işverenlerin rekabet eden değil, tamamlayıcı roller üstlendiği bir uygulama zemini kurulduğunda; iş barışı, kurumsal güven ve çalışma huzuru birlikte güçlenecektir.
Bu rapora katkı sağlayan herkese teşekkür ederiz.

