Danıştay’ın Emsal Mobbing Kararı

Danıştay 2. Dairesi’nin 2020/516 Esas, 2020/3123 Karar sayılı emsal mobbing kararı, işyerinde psikolojik taciz iddialarının değerlendirilmesinde önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu yönetim kurulu kararı ve idarece sunulan savunma dilekçesinde davacının, işlediği iddia edilen disiplinsiz davranışlarından bahsedilmiştir. Ancak, davacı hakkında Rektörün eşinin İslami İlimler Akademisine atanmasına ilişkin resmi yazıyı basına sızdırarak, basında ve sosyal medyada üniversitenin iç işleyişiyle ilgili olarak uygun olmayan gündem oluşturduğu gerekçesiyle 657 sayılı Kanunun 125/B-a maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 53/b-1/b maddesinde düzenlenen fiilleri işlediğinden bahisle 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiği belirtilmiştir.

Mahkeme, basına sızdırıldığı iddia edilen isnada konu 10/05/2017 tarihli atama işlemine ilişkin resmi yazının davacı veya maiyetindeki elemanlar tarafından basına sızdırıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığını, hatta bu hususun davalı idarece yaptırılan soruşturma sonucu hazırlanan raporda da belirtildiğini ifade etmiştir. Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir.

… Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusunu reddetmiştir. Ayrıca, … Meslek Yüksekokulu ve … Meslek Yüksekokulu’na yapılan görevlendirmeleri kapsamında hazırladığı fizibilite raporlarının ciddiyetten uzak ve özensiz olduğu gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesinde; 657 sayılı Kanun’un 125/A-a maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının da iptal edildiği anlaşılmıştır.

Davacı hakkında yapılan soruşturmalar sonucunda, disiplin cezası verilmesine gerek görülmediği, davacının görevinde başarısız ve verimsiz olduğuna ilişkin somut, nesnel ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durum, mobbing uygulandığına dair önemli bir bulgu olarak değerlendirilmektedir.

Davacı, kendisine mobbing uygulandığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru, zımnen reddedilmiştir. Ancak, davacıya geçici görevlendirmeleri kapsamında geçici görev yolluğu ödenmediğinden, 1.000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulü yönünde karar verilmiştir.

Davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, yersiz soruşturmalara maruz bırakıldığı ve haksız disiplin cezaları verildiği tespit edilmiştir. Bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’lik kısmı kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, davacının görevinden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel sekreterlik görevinden alınarak enstitü sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu konuda daha fazla bilgi için Mobbing hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca, Büyük konuşuyorum yazımızda da benzer konulara değinilmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası