Zihniyet ve Temizlik

Fiziksel temizliğe çok önem veren bazı insanlar, bazıları için bu durum abartılı bir külfet olarak görülmektedir. “Bir şey olmaz abi” kültürü, çocuklara mikrop konusunda yanlış bir algı yaratır. Bugün hijyen ve steril olmaktan bahsedeceğim, ancak başka bir yönüyle ele alacağım.

Zihniyeti Mamak çöplüğüne dönüşmüş insanların ellerine hijyen eldiveni giyerek çöp karıştırmalarından söz edeceğim. Kastettiğim insanlar, çöplükten rızkını kazananlar değil, steril olmak rolünde olanlardır. Ancak, zihniyetleri steril olmayan bir takım iki ayaklı yaratıklardır. Bu kişiler toplumun arasına karışır ve farklı rollerde kendilerini gösterirler: dindar, milliyetçi, liberal veya başka bir kimlikte.

Bu zihniyet kokuşmuş ve iltihaplanmış bir yapıya sahiptir. Makam kaparlar, lider rolü oynarlar, bilim adamı kisvesine bürünürler. Konuşunca inandırır, bin bir dereden su getirirler ve halkı kandırırlar. Gözleri yaşarsa da bu, soğanın gazından değil, onların mutluluk gözyaşlarındandır.

Ellerinde hijyen eldiveni olan, ancak zihniyetleri steril olmayan kişiler, başkalarını mikroplardan korumak için değil, sadece kendilerini korumak için bu eldivenleri kullanırlar. Zihniyeti mikroplu olanın elleri hijyen olsa neye yarar? Allah, iki ayaklı yaratıklara ses, ağız ve dil vermiştir; ancak steril olmayan zihniyet ile konuşanlar, bizim gibilere de kulak vermiştir.

Medya ve Zihniyet

Geçen akşam bir TV programında bir gazeteci kılığındaki adam konuşuyordu. Yalakalığı o kadar belli ki, kime yalakalık yapıldığını hemen anladım. Daha önce de tanıdığım bu steril olmayan zihniyetli adam, düpedüz yalan söylüyordu. Programa katılanlar, yeni bir adam keşfetmiş gibi hayretle dinliyorlardı.

Bu ülke, steril olmayan zihniyetten çok şey çekti. Dürüstlük, sanki marifetmiş gibi övgü aldı; samimiyet ve vefa ise baş tacı edildi. Ne acı değil mi? Demek ki sahtekârlıktan, iki yüzlülükten o kadar çekmişiz ki, dürüst, samimi ve vefalı olduğuna inandığımız insanlara olağanüstü kıymetler verdik. Ama yine kandırıldık.

Dürüstlük, samimiyet ve vefa, sahtekârlığın sermayesi haline geldi. Halk, kime, neden ve nasıl inanacağını şaşırdı. Kimi cahiller dedi, kimi hak ediyorlar dedi, kimi kendini halktan gösterdi, kimi tüm kutsalları araç haline getirdi. Dün birbirini kutsayanlar, bugün düşman kesildi. Bu son 250 yıllık tarihimizde hep böyle oldu.

Ben koyun çobanı iken bunları düşünmezdim. Koyunlarımı hangi yörede götürsem de daha çok yayılsınlar, çok sütümüz olsun diye düşünürdüm. Okudukça başıma iş aldım. Öğrendikçe başıma gelmedik kalmadı. Çünkü hayatım boyunca steril olmayan iki ayaklı yaratıklarla mücadele ettim. Sonunda kaybeden ben oldum; o mahluklar küçük krallıklarında hüküm sürüyorlar.

11.11.2014 / Tarık TURNA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası