Zafer Bayramı'nın Anlamı
30 Ağustos, milletin bağımsızlık haykırışıdır. O haykırışı var eden Atatürk‘ü yok saymak ise yalnızca vefasızlık değil, bir milletin hafızasına ihanettir.
Büyük Taarruz ve Sonuçları
Büyük Taarruz’un üzerinden 103. yıl geçti. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’den yükselen top sesleri, yalnızca bir ordunun harekete geçişi değil, bir milletin esareti reddedişiydi. Yorgun, yoksul ama onurlu bir halk, “ya istiklal ya ölüm” diyerek tarih sahnesine yeniden çıkmaya karar verdi.
Günler süren amansız mücadelenin ardından Dumlupınar’da kazanılan zafer, bu toprakların tapusunu dünyaya yeniden ilan etti. Ve o zaferin adı, yalnızca bir askerî dehanın değil, aynı zamanda millet iradesini Cumhuriyet’e dönüştüren Mustafa Kemal Atatürk’ün adıdır.
Cumhuriyet ve Vefasızlık
Bugün bu topraklarda başımız dik yürüyorsak, özgürce nefes alıyorsak, seçiyor ve seçilebiliyorsak, bunu o mücadeleye borçluyuz. Cumhuriyet’in sağladığı haklarla koltuklara oturanların bu gerçeği görmezden gelmesi, her 30 Ağustos’ta aynı acı tabloyu karşımıza çıkarıyor.
“Zafer” diyorlar ama komutanını söylemiyorlar, “Cumhuriyet” diyorlar ama kurucusunu görmezden geliyorlar. Bu seviyesizlik, bu sessizlik, bir dil sürçmesi değildir; bilinçli bir tercihtir.
Atatürk’ü Anmak
Unutulmamalı ki eğer Cumhuriyet olmasaydı, bugün o koltuklarda oturanların pek çoğu bırakınız makam sahibi olmayı, seçme ve seçilme hakkına dahi sahip olamayacaktı. Atatürk’ün önderliğiyle kazanılan bu haklar, siyaset sahnesinden bürokrasiye, iş dünyasından akademiye kadar bütün yolları açtı. İşte bu yüzden Cumhuriyet’in nimetlerini kullanıp kurucusuna sessiz kalmak, en hafif tabirle vefasızlıktır.
Atatürk’ü anmak sadece bir ismi telaffuz etmek değildir. O’nu anmak, milletin iradesine sahip çıkmaktır. O’nu anmak, Sakarya’da sabaha kadar mevzide bekleyen neferin duasını, Afyon sırtlarında can veren yiğidin fedakârlığını, Dumlupınar’da göğsünü siper eden Mehmetçiğin azmini anmaktır. Atatürk’ü yok saymak, aslında bu milletin hafızasını yok saymaktır.

