Gazi Üniversitesi'nde Mobbing Davası
Gazi Üniversitesi’nde mobbing davası, 30 Ocak 2014 tarihinde gündeme geldi. Hakkında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından öğretim üyelerine mobbing (psikolojik taciz) yaptığı gerekçesiyle inceleme başlatılan Büyükberber, göreve geldiğinde yaptırım gücü olmayan ve tek bir dosyayı ceza ile sonuçlandıramayan, göstermelik bir “mobbing ofisi” açmıştı.
Gazi Üniversitesi öğretim elemanlarından Tahir ÇALGÜNER’in üç idareci akademisyen için 2010 yılında asliye hukuk mahkemesine açtığı tazminat davası, Yargıtay 4. hukuk dairesinin içtihat kararı gereği, “kamu görevlilerine açılacak tazminat davaları için idare mahkemesi görevlidir” hükmüne dayalı olarak dosyanın esastan incelemesi yapılmadan idare mahkemesine gönderilmişti. Çalgüner, aynı zamanda Gazi Üniversitesi rektörlüğüne de 2010-2013 yılları arasında maruz kaldığı mobbingten dolayı başvurmuş ve bir sonuç alamamıştı.
Mobbing davası, idare mahkemesinde halen devam etmekteyken, Çalgüner bu seferde 2014 yılında kendisi hakkında, “muğlak” ve inceleme yapılmadan açılan iddialarla, Gazi rektörü tarafından yeni soruşturmalara maruz kaldığı gerekçesiyle savcılığa “Rektör” hakkında suç duyurusunda bulundu ve tüm belge ve yazışmalara savcılık tarafından el konmasını istedi.
Çalgüner, basına da yansıyan haberlerde, Gazi Üniversitesi-Gökçek ortak “Ankara ulaşım planı 2038” çalışmasına yönelik eleştirel teknik açıklamalarda bulunmaktayken, yazı ve görüşlerinin yer aldığı internet sitelerinin erişimine üniversite yönetimi tarafından engelleme getirilmişti. Bu yeni soruşturma dalgasının da “idari mobbing”, acaba “akademik mobbinge” mi dönüştü sorusunun, üniversite içinde tartışmalara yol açtığı da gelen haberler arasında.
Mobbing Kültürü ve Akademik Özgürlükler
Gazi Üniversitesi’nde yaşanan mobbing davası, 2010 yılında öğretim elemanlarından Tahir Çalgüner’in üç idareci akademisyene karşı açtığı tazminat davasıyla başlamıştır. Çalgüner, idarecilerin kendisine yönelik sürekli bir psikolojik baskı uyguladığını öne sürmüştür. Bu durum, 2014 yılına kadar devam eden bir süreçte, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan incelemelerle birlikte daha da görünür hale gelmiştir. Özellikle, Çalgüner’in Gazi Üniversitesi rektörlüğüne yaptığı başvurular sonucunda herhangi bir olumlu geri dönüş almaması, durumu daha da karmaşık bir hale getirmiştir.
Mobbing, iş yerlerinde sıkça karşılaşılan bir sorun olmasına rağmen, akademik çevrelerde daha fazla dikkat çekmektedir. Gazi Üniversitesi’nde yaşanan bu olay, Türkiye genelinde üniversitelerdeki mobbing vakalarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. 2010-2013 yılları arasında yaşanan olaylar, Çalgüner’in idari ve akademik baskılara maruz kalmasının yanı sıra, üniversite içinde daha büyük bir sorun olan mobbing kültürünün varlığına da işaret etmektedir. Bu bağlamda, Çalgüner’in maruz kaldığı durum, sadece bireysel bir travma değil, aynı zamanda akademik özgürlüklerin ihlali konusunda da bir örnek teşkil etmektedir.
Üniversite Yönetimi ve Önlemler
Gazi Üniversitesi rektörlüğü, olayla ilgili olarak herhangi bir resmi açıklama yapmamış olsa da, YÖK tarafından yürütülen incelemelerin sonucunda, üniversitedeki mobbing uygulamalarına dair bazı önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır. Rektörlüğün, öğretim üyeleri arasında sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturmaya yönelik adımlar atması gerektiği, akademik çevreler tarafından sıkça dile getirilmektedir. Ayrıca, üniversitelerde psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği konusunda da görüş birliği bulunmaktadır.
Bu tür olayların toplumsal etkileri oldukça geniş kapsamlıdır. Mobbing davası, akademik özgürlüklerin ihlali ve işyerinde psikolojik taciz konularında önemli tartışmalara yol açmaktadır. Daha fazla bilgi için mobbing mağdurları ile ilgili yazımıza göz atabilirsiniz.
Gazi Üniversitesi’nde yaşanan bu olay, sadece bir bireyin maruz kaldığı mobbing vakası olmanın ötesinde, üniversite kültüründeki daha geniş bir soruna işaret etmektedir. 2010-2013 yılları arasında yaşanan olaylar, akademik çevrelerdeki hiyerarşik ilişkilerin, çalışanlar arasında psikolojik baskı oluşturarak, mobbing kültürünü beslediğini göstermektedir. Bu süreçte, Çalgüner’in maruz kaldığı baskılar, üniversitenin akademik yapısının sorgulanmasına ve öğretim üyeleri arasında sağlıklı bir iletişim ortamının gerekliliğine dair tartışmalara yol açmıştır. Mobbing, sadece belirli bir bireyi hedef alarak sınırlı kalmamakta, aynı zamanda akademik ortamda genel bir güvensizlik ve korku atmosferi yaratmaktadır.
Gazi Üniversitesi rektörlüğü, yaşanan olaylarla ilgili herhangi bir resmi açıklama yapmamış olsa da, konuyla ilgili sessiz kalmanın, mobbing kültürünün sürmesine zemin hazırladığı görüşü akademik çevrelerde yaygındır. Yükseköğretim Kurulu temsilcileri, üniversitelerde mobbing uygulamalarına karşı daha etkin önlemler alınması gerektiğini vurgulamış, bu konuda Büyük konuşuyorum yazısında detaylı bilgi verilmiştir.

