Neden 190 Sayılı Sözleşme?
Şiddet ve taciz olayları, çalışma yaşamında tüm iş, sektör ve mesleklerde karşılaşılan yaygın bir insan hakkı sorunudur. Tüm çalışanların şiddet ve taciz karşısında korunması, temel bir kişilik hakkıdır. Herhangi bir cinsiyet ayrımı yapılmaksızın tüm çalışanlar, şiddet ve tacizden uzak bir çalışma ve yaşama hakkına sahiptirler. Çalışma yaşamında istihdam durumları, yaptıkları işin türü ve çalışma koşulları nedeniyle şiddet ve tacize en çok maruz kalanlar kadınlardır. Cinsiyet temelli şiddet ve taciz biçimlerinin ele alındığı ve çalışma yaşamında kadınlara fırsat eşitliğinin sağlandığı hukuki, politik ve diğer uygulama araçlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Sözleşme, Tavsiye Kararı ile birlikte çalışma yaşamında şiddet ve taciz risklerinin azaltılması ve önlenmesi için hükümetlere ve işverenlere yol göstermektedir. Ayrıca oluşturulacak koruyucu önlemler için de bir rehber niteliğindedir. Çalışma yaşamında şiddet ve tacizden arındırılmış bir çalışma düzeninin kurulması, insana yakışır işlerin yaygınlaştırılması ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması ulusal öncelikler arasındadır. Bu doğrultuda tüm çalışanlar için güvenli, sağlıklı ve insana yakışır çalışma koşullarının yaygınlaştırılması adına harekete geçilmelidir.
Sözleşme, çalışma yaşamının da ötesinde genel olarak şiddet ve tacizle mücadelede önemli bir araçtır. Sözleşme; çalışma yaşamında şiddet ve tacize doğrudan odaklanan ilk uluslararası belgedir. Aracılığıyla çalışma yaşamında genellikle kadınların maruz kaldığı cinsel şiddet ve tacize de uluslararası bir belgede ilk defa yer verilmektedir. Cinsiyete dayalı şiddet de dâhil olmak üzere çalışma yaşamında şiddet ve taciz kavramına ilişkin ilk defa genel ve kapsayıcı bir uluslararası tanım da yapılmaktadır. Şiddet ve tacize yönelik ayrıntılı ve özel hükümler içermesi nedeniyle de konuya ilişkin son derece önemli bir yere sahiptir.
Geniş çapta onaylanmasıyla birlikte çalışma yaşamında şiddet ve tacizin her türlüsüne yönelik uluslararası bir uygulama birliğinin sağlanmasına öncülük edecektir. Kayıtlı ve kayıt dışı, özel veya kamuya ait tüm sektörlerde, kentsel ve kırsal alanlardaki kişilerin istihdam statülerine bakılmaksızın çalışma yaşamındaki şiddet ve tacize karşı son derece geniş kapsamlı düzenlemelere yer vermektedir. Şiddet ve taciz olgusunu sadece işyeri ile sınırlı tutmayıp, işle ilgili tüm alanları kapsayacak şekilde tüm çalışma yaşamını dikkate almaktadır. Aile (hane) içi şiddeti de çalışma yaşamıyla ilişkili bir sorun olarak ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma yaşamında şiddet ve tacizle ilgili düzenlemelerde, hane içi şiddeti önleyici ve çalışma yaşamına etkisini azaltıcı unsurlara da yer vermektedir.
Sözleşmenin Getirdikleri ve Kapsamı
ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi, çalışma yaşamındaki şiddet ve tacizi tüm biçimleriyle ele alan, kapsamlı ve tarihsel bir dönüm noktası niteliğinde bir anlaşmadır. Sözleşme, cinsiyete, cinsel yönelime, cinsiyet kimliğine, yaşa, engelliliğe veya diğer statüye dayalı her türlü şiddet ve tacizi kapsamaktadır.
Tanımların netleştirilmesi: Sözleşme, çalışma yaşamındaki şiddet ve tacizin farklı türlerini net bir şekilde tanımlayarak, bu konuda ortak bir anlayış oluşturmayı amaçlar.
ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi, yalnızca kadınları değil, tüm cinsiyetlerden çalışanları hedef alan bir koruma mekanizması olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, şiddet ve taciz olaylarının önlenmesinde işverenlerin, devletlerin ve çalışanların üstlenmesi gereken sorumluluklar belirlenmiştir. İşverenlerin, çalışma ortamında güvenliği sağlamak için gerekli önlemleri alması, çalışanların bu konuda bilgilendirilmesi ve eğitim programlarının uygulanması öngörülmektedir.
Sözleşmenin uygulanabilirliğini artırmak amacıyla, her ülkenin kendi yasal çerçevesine uygun düzenlemeler yapması teşvik edilmektedir. Bu çerçevede, işyerlerinde şiddet ve tacizle ilgili ihlallerin bildirimi için güvenilir bir mekanizma oluşturulması önerilmektedir. Çalışanların yaşadığı bu tür olayları rapor edebileceği güvenli ve anonim bir sistem, hem mağdurların korunmasını sağlar hem de bu tür olayların önlenmesine yönelik veri toplama imkânı sunar.
Ayrıca, sözleşme, işyeri ortamında şiddet ve tacizle mücadelede işverenlerin sorumluluklarını net bir şekilde belirler. İşverenler, çalışanların karşılaşabileceği olumsuz durumları önceden öngörmekle yükümlüdür. Örneğin, çalışanlar arasında şiddet içeren davranışların önlenmesi için düzenli eğitimler verilmesi ve bu konuda farkındalık artırıcı kampanyalar düzenlenmesi gibi uygulamalar teşvik edilmektedir. Bu tür önlemler, işyerinde sağlıklı bir iletişim ortamının oluşturulmasına katkı sağlar.
Sözleşmenin getirdiği bir diğer önemli unsur, cinsiyete dayalı şiddet ve tacizle mücadeleye yönelik kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesidir. Bu bağlamda, sadece fiziksel şiddet değil, psikolojik ve cinsel taciz gibi diğer biçimlerin de ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelim nedeniyle maruz kalan bireylerin yaşadığı zorluklar, Acar Hakimlere Mobbingi Sordu yazımızda detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
Sonuç olarak, ILO’nun 190 sayılı sözleşmesi, çalışma yaşamında şiddet ve taciz ile mücadelede önemli bir adım atmaktadır. Bu sözleşme, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde, mobbing ve diğer işyeri tacizi türlerine karşı etkili bir koruma sağlamayı hedeflemektedir. İşyerlerinde bu tür olumsuz durumların önlenmesi için gerekli adımların atılması, tüm çalışanların güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışabilmesi için kritik öneme sahiptir. Daha fazla bilgi için TBMM’de Kadın Suskunluğu yazımıza göz atabilirsiniz.
Çalışma yaşamında şiddet ve tacizle mücadelede, İzmir Temsilciliğimizin Etkinliği gibi çeşitli projeler ve inisiyatifler, bu konudaki farkındalığı artırmakta ve çözüm yolları sunmaktadır. Detaylar için İzmir Temsilciliğimizin Etkinliği yazısını inceleyebilirsiniz.


