TBMM’de Kadın Suskunluğu

KEFE-DER (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Derneği) başkanı Av. Necla Kubilay ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğini konuşuyoruz. KEFE-DER başkanı Av. Necla Kubilay, konuşmasına ilginç bir girişle başladı.

“TBMM’de bir vesile ile bazı milletvekillerimizi ziyaret ettik. Bir kadın milletvekilimiz, erkeklerle eşit konumda bir milletvekili gibi değil, ‘milletvekili de olsam arka planda olmam bekleniyor’ dedi.”

Kadın milletvekili, toplumsal cinsiyetin yarattığı eşitsizliğin her ortamda ve kurumda olduğunu vurguladı. Av. Necla Kubilay, devletin üç büyük erkinden biri olan parlamentonun itibarı, ciddiyeti ve güvenilirliği gereği toplumsal cinsiyetin yarattığı eşitsizliğin eyleme geçmek şöyle dursun, akıllardan bile geçmemesi gerektiğini ifade etti. Sözlerine şöyle devam etti:

“Kadın siyasette sembolik roller üstleniyor. Daha çok kadınlarla ve çocuklarla ilgili işlerde görevlendiriliyor. Cinsiyet eşitliği sorunu, temel politikalarda yer almadığı gibi, ‘nasıl olsa kadın vekiller ile birkaç erkek milletvekili cinsiyet eşitliği meselesine kafa yoruyor, temel politikalar içine almaya gerek yok’ anlayışı hâkim. Elbette, temel politikalarda da son derece cesur ve ön planda olan kadın milletvekillerimiz var. KEFE-DER olarak biz diyoruz ki, zaten az olan kadın milletvekillerimiz, bağlı oldukları partilerin grup başkanvekilliği ile yetinmesinler, parti başkanı da olsunlar. Parti başkanı olsunlar ki, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmaya da yol açılabilsin ve cinsiyet eşitliği meselesinde çözümler üretilebilsin. Çünkü, sadece erkek iradesi çoğunlukta olan bir parlamentoda cinsiyetler arası fiili eşitsizliği ve fırsat eşitsizliğini gidermek yönünde kararlı bir siyasi irade geliştirmek pek mümkün görünmüyor.”

KEFE-DER başkanı Kubilay, kadının her alanda ikinci planda tutulması veya insan olmaktan kaynaklı hakkını kullanırken erkeklerden bunu talep etmesinin kadına yönelik bir sosyal şiddet olduğuna vurgu yaptı. Kubilay, şöyle devam etti: “Şiddet denilince, illa bir cisimle birine vurmak şeklinde anlaşılmamalı. Kadın, sırf cinsiyetinden ötürü dışlanmak da sosyal şiddettir.” Kadının birey olarak var olmasına karşın, toplumda sosyal bir varlık olarak yok sayıldığını, bunun adının sosyal şiddet olduğunu ifade etti.

Kubilay, açıklamasına devam ediyor: “TBMM’de zaten yeterli sayıda olmayan kadın milletvekilleri, bir haksızlığa karşı tepki vermesi gerektiğinde, ‘sesimi yükselterek konuşursam ayıplanırım’ şeklinde düşündüklerinden kendilerini özgürce ifade etme fırsatından yoksun kalıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınlardan yumuşak başlı ve sinirleri alınmış insan olmaları bekleniyor. Sanki sinir sistemleri hiç yokmuş gibi. Örneğin, malumunuz iki kadın vekilimiz Meclis Başkan Vekili olarak görev yapmaktadır. Başkan vekillerinden Sayın Meral Akşener, rutin bir genel kurulda TBMM’yi yönetirken, milletvekillerinin tartışması üzerine defalarca milletvekillerine hitaben ‘susar mısınız?’ demesine rağmen, sözü dinlenmediği gibi tartışmanın devam etmesi karşısında ‘la havle’ çekmek zorunda kalmıştır. Kadınlarımızda, ‘konuşursam ciddiye alınmayabilirim, sesimi yükseltirsem dışlanırım, ayıplanırım, yadırganırım’ anlayışı var. Bir korku var. Aslında özgüvenleri var, cesaretleri de var; ancak toplumsal cinsiyet baskısının getirdiği eylemsizlik de var. Erkek egemen anlayışın getirdiği bir kuşatma var kadınlarımız üzerinde. Toplum tarafından kadına biçilen roller belli. Kadın, hayatı boyunca bu rolleri oynamak zorunda kalıyor. Kadınlarımız bir kalıba sokulmuş, o kalıbın içinden çıkması istenmiyor. ‘Kadın şunu yapamaz, kadın bunu yapamaz; kadın ne yapar, erkeğin dediğini yapar’ anlayışı hâkim.”

Cinsiyetler arası fırsat eşitliğinin ve adaletin olmadığı bir ülkede, gerçek anlamda bir kalkınma olmaz, olamaz. Bugün kadın-erkek fırsat eşitliğini konuşuyor olmamız çok garip geliyor bana. Bunun tartışılması bile üzücü. Biz dernek olarak, toplumda var olan bu sorunun cinsiyet eşitliği sorununun üzerine kurulduk.

Kadına yönelik şiddet konusunda yasa çıktı; ancak toplumsal hafızadaki kadına yönelik şiddete pek de etkisi olmadı. Çünkü kadına yönelik şiddetin temelinde, toplumun başta ekonomi olmak üzere her alanında cinsler arası eşitsizlik var. Yüzlerce yıl yapılmış olan cinsiyet ayrımcılığını bir anda tümüyle yok edemeyiz, bunu biliyoruz. Ancak çok süratli bir şekilde bu mesele, yani cinsiyet eşitliği meselesi sosyal politikalara dahil edilmelidir. Yasalarımızda herkes kanun önünde eşit, anayasamızda bu konuda hüküm var; ancak uygulamada kadınlar aleyhine eşit olmayan ve ayrımcı muamele devam ediyor. Kadınlar az ücret alıyor, terfi ettirilmiyor. Siz, CEO olarak kaç tane kadın duydunuz? Kadına, ‘sana bu kadar yeter’ deniliyor.

Biz diyoruz ki, kadın ve erkek iki ayrı varlık, birbirinin tamamlayıcısı, biri diğerinin varlık nedeni. O halde yan yana, omuz omuza yürümeli ve her konuda eşit olmalıdır.

Teşekkür ediyoruz bu değerli açıklamaları için Sayın Kubilay’a ve KEFE-DER’e başarılar diliyoruz.

Bu konularla ilgili daha fazla bilgi için Acar Hakimlere Mobbingi Sordu, İzmir Temsilciliğimizin Etkinliği ve Mobbing ile Mücadele Derneği Yeni Görev Dağılımı yazılarına göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikası